YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2933
KARAR NO : 2012/6014
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat… ile davalılar vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Borçlar Kanunu’nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmıştır. Davacı şirket yüklenici, davalı şirketler ise taşerondur. Yanlar arasında düzenlenen 14.07.2004 tarihli sözleşmeler ile 15.09.2004 ve 30.09.2004 tarihli ek sözleşmeler uyuşmazlık konusu değildir.
Davacı yüklenici tarafından 14.07.2004 tarihli sözleşmeler ile ek sözleşmelere dayanılarak taşeronlara yapılan fazla ödemenin tahsili istemiyle açılan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava açılmadan önce davacı yüklenici tarafından Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/48 Değişik İş dosyası üzerinden yaptırılan tesbit sonucu alınan raporda ve davalılar tarafından Erzurum Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/92 ve 205/93 Değişik İş dosyalarında yaptırılan tesbitler sonucu alınan bilirkişi raporlarında, taşeronların yapmış olduğu işlerin bedeli 480.022,00 TL olarak saptanmış, davacının 2005/48 Değişik İş dosyası üzerinden yaptırdığı tesbite göre, ödemeler nazara alındığında taşeronlara 229.202,00 TL fazla ödeme yapıldığı belirlenmiş, davacı tarafından da tesbit bilirkişi raporunda belirlenen miktar esas alınarak 229.202,00 TL fazla ödeme yapıldığı iddiası ile iş bu dava açılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında dört ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır. Alınan 31.07.2006 tarihli ilk bilirkişi raporu, davacı yüklenicinin yaptırdığı tesbit sonucu alınan bilirkişi raporunun tekrarı niteliğindedir. Bu rapora itiraz üzerine alınan 04.05.2007 tarihli ikinci bilirkişi raporunda taşeronlara yapılan fazla ödeme 111.511,00 TL, 17.07.2008 tarihli üçüncü bilirkişi raporunda ise 64.767,00 TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece alınan 18.01.2010 tarihli dördüncü ve son bilirkişi raporunda ise, davalı taşeronlara 2.696,35 TL fazla ödeme yapıldığı saptanmış, mahkemece bu rapor benimsenmiş ancak bu raporda “davalı taşeronların yaptığı iş miktarına %18 KDV’nin ilave edilmediği, iş tutarına %18 KDV ilave edildiğinde davalılara fazla ödeme yapılmasının sözkonusu olmayıp, aksine davalı taşeronların yaptıkları işlerin KDV’li tutarına göre kendilerine eksik ödeme yapıldığı sonucuna varıldığından” dava reddedilmiştir. Fazla ödemenin varlığını saptayan 04.05.2007 tarihli ikinci ve 17.07.2008 tarihli üçüncü bilirkişi raporu ile son olarak alınan 18.01.2010 tarihli bilirkişi raporu arasında açık çelişki vardır. Mahkemece hükme esas alınan 18.01.2010 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde raporlar arasındaki çelişkinin nereden kaynaklandığı tesbit edilememektedir. Örneğin; 04.05.2007 tarihli ikinci bilirkişi raporunda kanopi imalâtının gerçekleşme oranı %30, 17.07.2008 tarihli üçüncü bilirkişi raporunda %50 olarak kabul edildiği halde taşeronlara fazla ödeme yapıldığı sonucuna varılmış olup, dördüncü ve son raporda kanopi imalâtı oranı %45 olarak kabul edildiği halde taşeronların yaptığı imalât tutarının ne sebeple önceki iki rapora göre fazla çıktığı rapor içeriğinden anlaşılamamaktadır. Yine ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarında taşeronlara “hakediş ödemesi” ve “avans ödemesi” olarak 695.841,12 TL ödeme yapıldığı yazılı olduğu halde dördüncü ve son raporda 701.435,53 TL taşeronlara ödeme yapıldığı yazılı olup, ödemeler yönünden de raporlar arasında çelişki bulunmaktadır. Son bilirkişi raporunda, daha önce alınan ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarında belirlenen fazla ödeme miktarlarından farklı sonuca ulaşılmasının nedenleri ve dayanakları ile ilgili bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu durumda mahkemece hükme esas alınan son bilirkişi kurulu raporunun Yargıtay denetimine elverişli olduğu kabul edilemez. Bilirkişi raporları arasında çelişkinin varlığı açık seçik ortada iken bu çelişki giderilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (HMK m. 283/3).
O halde mahkemece yapılması gereken iş, gerçeğin ortaya çıkması için HMK’nın 281/3. maddesi gereğince yeniden oluşturulacak konusunda uzman bir bilirkişi kurulundan fazla ödemenin varlığı, varsa miktarı bakımından ikinci ve üçüncü bilirkişi raporları ile son olarak alınan dördüncü bilirkişi raporları arasındaki bariz çelişkiyi giderici nitelikte, gerekçeli ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, değerlendirilerek sonucuna uygun bir hükme varılmasından ibarettir.
Bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınıp Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 04.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.