Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2012/313 E. 2012/4760 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/313
KARAR NO : 2012/4760
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Antalya 8. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4951 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı tarafından, davalı hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, 106.147,46 TL asıl alacak ve 11.594,79 TL işlemiş temerrüt faizinin tahsilinin istendiği, takip borçlusu davalının süresindeki itirazı sonucu, takibin durduğu anlaşıldığı gibi; takip konusu işlemiş temerrüt faizinin 9.151,21 TL tutarındaki kısmı üzerinden takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli için açılan itirazın iptâli davasının bir yıllık süresi içerisinde açılmış olduğu tespit olunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafından keşide olunan fatura konusu asıl alacağın bir kısmının ödendiği 30.01.2009 tarihinin taraflarca birlikte tayin edilen ödeme günü olduğunu bildiren 20.05.2011 tarihli bilirkişi raporu dayanak alınarak, belirtilen tarih ile takip tarihi arasındaki süre için gerçekleşen 9.101,22 TL temerrüt faizi üzerinden davalının itirazının iptâline ve bu miktarın %40’ı oranında davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 101/I. maddesi hükmü gereğince, istenebilir bir borcun borçlusu, alacaklının ödeme istemli ihtarı ile borçlu temerrüdüne düşürülmüş olur. Aynı Yasa’nın 101/II. maddesi hükmü uyarınca da borcun ödeneceği gün, alacaklı ve borçlu tarafından oybirliği ile belirlenmiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birince yöntemine göre bir ihtar ile ihtarda bulunma yoluyla saptanmış ise borçlu, sadece bu günün dolmasıyla borçlu temerrüdüne düşürülmüş olur. İcra takibine dayanak alınan 01.12.2008 tarihli 250270 seri numaralı fatura incelendiğinde; faturanın ödeme istemini içermediği görüldüğü gibi; icra takip tarihinden önce davacı tarafından takip borçlusu davalıyı temerrüde düşüren temerrüt ihtarı da dosyada bulunmamaktadır. O halde, davalının 30.01.2009 tarihinde borçlu temerrüdüne düşürülmüş olduğuna ilişkin mahkemenin kabulünde isabet yoktur.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmü gereğince, itirazın iptâli davasında davası kabul edilen alacak üzerinden davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için anılan Yasa hükmünde öngörülen bütün yasal koşulların birlikte gerçekleşmesi ve bu kapsamda alacağın davalı tarafından belirlenebilir, yani “likid” olması zorunludur. Davası kabul edilen temerrüt faizinin miktarı, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu belirlendiğine göre likid değildir. Bu yasal nedenle, mahkemece davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmiş olması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken; hukuksal olmayan yazılı gerekçelerle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 25.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.