YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3501
KARAR NO : 2012/4402
KARAR TARİHİ : 13.06.2012
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, Samsun 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011/6337 Esas sayılı dosyasıyla yapılan takibe itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatının tahsili istemiyle açılmıştır.
Mahkemece davalının yetki itirazının kabulüyle mahkemenin yetkisizliğine dair verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava konusu olayda işin Samsun hudutları içerisinde ifa olunduğu, davalının ikametgâhının İstanbul olduğu ve imzalanan sözleşmede de İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Yetkinin kamu düzeniyle ilgili bulunmadığı hallerde davacının tercihine göre davanın davalının ikametgahı, işin ifa olunduğu yer veya sözleşmede yetkili kılınan mahal mahkemelerinin birisinde açılması mümkündür. Yetki sözleşmesi yapılması, diğer yetkili yer mahkemelerinin yetkisini ortadan kaldırmadığı gibi sözleşmenin imzalandığı 06.06.2010 tarihi itibariyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girmemiş bulunduğundan sözleşmede kararlaştırılan İstanbul Mahkeme’sinin kesin yetkili olduğunun kabulü de mümkün değildir. Böyle bir kabul sözleşmenin imzalandığı tarihte üç ayrı yer mahkemesinde dava açma imkânı bulunan tarafların seçimlik haklarını ortadan kaldıracağından, sözleşmeyle kararlaştırılan kesin yetkinin 6100 Sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra imzalanan yetki sözleşmeleri hakkında tatbiki uygun olacaktır. Aksinin kabulü tarafların sözleşmeyle kazandıkları ve o tarih itibariyle yasayla yetkili kılınan mahkemelerde dava açma imkânını ortadan kaldıracak nitelikte olduğundan eşitlik ilkesine de aykırıdır. Bu durumda akdin ifa edildiği Samsun İcra Dairelerinde ve Samsun Mahkemelerinde takip yapılıp dava açılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığından mahkemece yetki itirazının reddiyle işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte yazılı sebeplerle davalının temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 13.06.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
6100 sayılı HMK’nın zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen 448.maddesinde; bu kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı hükmüne yer verilmiştir.
Davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında 1086 sayılı HUMK’nın yürürlükte olduğu 06.07.2010 günlü eser sözleşmesinin 19.2.maddesinde yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğu belirtilmiş, ancak; bu sözleşmeden kaynaklanan eldeki dava 6100 sayılı HMK’nın yürürlükte olduğu 05.12.2011 tarihinde açılmıştır.
Davanın tarafları arasında yetki sözleşmesi yapılmışsa; usul işlemi yetki sözleşmesinin yapıldığı tarihte değil, davanın açıldığı tarihte tamamlanmış olur. Bu sebeple yukarda sözü edilen HMK’nın 448.maddesindeki usul işleminin tamamlanma tarihinin; davanın açıldığı 05.12.2011 tarihi olarak kabulü gerekir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan HMK’nın yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesinde ise; taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece, davanın ancak yetki sözleşmesinde belirtilen mahkemede açılabileceği belirtilmiş olup, bu yetki kuralı kesin yetkiyi içermektedir. Temyize konu dava ise Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılmış olup, mahkemenin yetki sözleşmesinde belirtilen İstanbul Mahkemeleri’nin yetkili olması nedeniyle yetkisizlik kararı vermesi HMK’nın 448 ve 17.maddeleri hükmü uyarınca yerinde olup kararın onanması düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.