Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2015/3241 E. 2016/2839 K. 17.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3241
KARAR NO : 2016/2839
KARAR TARİHİ : 17.05.2016

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden doğan bakiye iş bedelinin tahsili için yürütülen icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı taraflar arasında soğuk hava deposu ve teçhizatı işine ilişkin 29.03.2011 tarihli eser sözleşmesi bulunduğunu, iş bedelinin 1.125.000,00 euro olup 17.09.2011 tarihinde ödenmemiş 383.725,00 euro olan bakiye iş bedelinin ödenmediğini ve ………. İcra Müdürlüğü’nün ………. Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde borca itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptâline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini istemiş, davalı işin zamanında bitirilmeyerek geç teslim yapıldığından zarara uğradıklarını, sözleşmede günlük %1 gecikme cezası bulunduğunu, geçici kabulün nihai teslim ve ibra anlamını taşımadığını, 112.500,00 euronun kesin kabulde ödenecek kısmı hesaba katılmadan tamamının istenmesinin doğru olmadığını, talep edilen alacağın 465.000,00 euroluk fatura ile hesaplarında kapatıldığını ve davacıdan alacaklı olduklarını belirterek davanın reddini savunmuş ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiş, mahkemece ifaya ekli gecikme cezası isteme hakkının düştüğü ve koşullarının bulunmadığı, kalan bakiye alacağın 383.725,00 euro olduğu, bunun 112.500,00 eurosunun kesin kabule kadar tutulması gereken teminat mektubu yerine nakit olarak tutulan miktar olduğu ve yargılama sırasında 18.09.2012 tarihinde kesin kabul tutanağının düzenlendiği ve ve bu miktarın da iade koşullarının oluştuğu belirtilerek; 943.349,54 TL asıl alacak ve 4.109,86 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 947.459,40 TL için itirazın iptâline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağın 276.637,50 TL kısmın 06.10.2012 tarihinden itibaren kalan 666.712,04 TL kısmına takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, sözleşme ve takip tarihine göre uygulanması gereken 818 sayılı mülgâ BK’nın 355 maddelerinde düzenlenen ve konusu soğuk hava deposu ve teçhizatı işi olan eser sözleşmesine dayalı olarak bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla yapılan takibe itiraz nedeniyle İİK’nın 67. maddesine göre açılmış itirazın iptâli davasıdır.
28.11.1956 tarih 15/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre “her davanın açıldığı tarihte tespit edilen durumu hükme esas alınır ve dava; açıldığı tarihteki duruma göre hükme bağlanır.” Bu temel bir usul ilkesidir. Bu ilkenin sonucu olarak, hüküm, uyuşmazlığın başladığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş olayları kapsar. Özel bir nedeni olmadıkça davadan sonraki olayları ve hakları kapsamaz. Bu nedenle dava açıldıktan sonra meydana gelen olaylar ve ortaya çıkan sonuçlar o davanın konusu yapılamaz ve bu durumun ıslah ile de sağlanması mümkün değildir. Bu ilkenin yasal düzenlemelerden doğan bazı istisnaları da vardır. Bunlardan biri olan itirazın iptâli davaları ise icra takibine bağlı davalardan olduğundan, dava tarihi değil, takip tarihine göre karar verilir. Bunun sonucu olarak icra takibinden sonra meydana gelen olaylar re’sen gözetilmesi gereken ödeme gibi durumlar dışında, itirazın iptâlinde haklılık durumunun tespitinde dikkate alınmaz. Bu nedenledir ki takip tarihinde muaccel olmayan bir alacağın, dava tarihinde veya dava tarihinden sonra muaccel hale gelmiş olması alacaklı lehine hüküm kurulmasına neden olmaz.
Yukarıda yapılan açıklamalarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 29.03.2011 tarihli sözleşmenin bedel ve ödeme başlıklı ikinci madde F bendinin dördüncü fıkrasında yüklenicinin iş bedelinin %10’u tutarında olan ve işin geçici kabul tarihinden itibaren 12 ay geçerli kati banka teminat mektubunu sözleşme tarihinde avans mektubu ile birlikte iş sahibine vereceği ve bu mektubun geçici kabul işlemini takiben 12 ay sonra kesin kabul tarihinde yükleniciye verileceği kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda işin bedeli 1.125.000 euronun %10’u olan 112.500 euro’luk kısmının kati teminat mektubu yerine iş sahibinde kalması kabul edilerek teminat mektubu iş sahibinden geri alınmıştır. Bu halde 112.500 euroluk imalât bedelinin kesin banka teminat mektubu karşılığı olarak iş sahibinde bırakıldığından, iadesi de kesin teminatın iadesi koşullarına bağlı olacaktır. Geçici kabul 17.09.2011 tarihinde yapıldığı ve icra takip tarihi itibariyle sözleşmenin 2/F bendindeki 12 aylık süre geçmediği ve davadan sonra 18.09.2012 de iade koşullarının gerçekleştiği ve takip tarihi itibariyle alacağın bu kısmı muaccel olmadığından takibin 112.500 euro karşılığı asıl alacakla ilgili davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 1.350,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 17.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.