Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2016/1591 E. 2016/2985 K. 25.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1591
KARAR NO : 2016/2985
KARAR TARİHİ : 25.05.2016

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemleriyle açılmış, mahkemenin yetkisizliğine dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tarihi itibariyle uygulanması gereken HMK’nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme davalının ikametgâhı mahkemesi, aynı Kanun’un 10. maddesine göre sözleşmelerden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi, yine aynı Kanun’un 17 ve 18. maddelerine göre, taraflar arasında yetki sözleşmesi yapılmışsa yetkili mahkeme, yetki sözleşmesinde belirtilen yer mahkemesidir.
Dosya içerisinde bulunan 15.06.2013 günlü eser sözleşmesinin incelenmesinden; sözleşmede yetkili icra dairesi ve mahkemenin .. Mahkemeleri ve İcra Daireleri olarak belirlendiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir. Somut olayda taraflar tacir olup, sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir.
İcra İflas Kanunu’nun 50/I. maddesine göre de takibe yetkili icra müdürlüğü HMK’da belirtilen yetki hükümlerine göre belirlenir. Bu durumda davacı sözleşmede belirlenen yetki şartına göre .. mahkemelerinde ve icra dairelerinde borçlu aleyhine icra takibinde bulunabilir ve dava açabilir.
Davalı işsahibi .. İcra Müdürlüğü’nün .. takip sayılı dosyasına vermiş olduğu itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunmuştur. Geçerli bir icra takibinin varlığının kabul edilebilmesi için öncelikle icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde yapılması gerekmekte olup, mahkemece de icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın öncelikle incelenmesi gerekir.
Somut olayda; yetkili icra dairesinin .. İcra Müdürlüğü, yetkili mahkemenin ise .. Asliye Ticaret Mahkemesi olmasına karşın icra takibinin .. yapıldığı ve davanın da bu .. Mahkemelerinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında; yetkili icra dairesinde başlatılmış bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle işin esasına girilmeden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm oluşturulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı iş sahibi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 25.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.