YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3070
KARAR NO : 2016/4097
KARAR TARİHİ : 29.09.2016
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş ise de, davetiye masrafı bulunmadığından duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Uyuşmazlık adî ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Dava, eser sözleşmesi uyarınca dava dışı 3. şahsın başlatmış olduğu takip nedeniyle ödenen bedelin davalı ortaktan tahsili amacıyla tahsili istemiyle açılmıştır. Davacı vekili dilekçesinde; dava dışı … Limited Şirketinin eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için davalı diğer ortak ve kendisi aleyhine icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itirazı bulunmadığı için onun hakkında kesinleştiğini, kendisinin ise takibe itirazı üzerine … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … Esas sayılı davada itirazının iptali ile takibin devamına karar verildiğini ve sonuçta icra dosyasına 94.115,36 TL ödemek zorunda kaldığını, takibin dayanağı olan sözleşme ile davalı ile birlikte imzaladıkları 3.11.2008 tarihli eser sözleşmesi olduğunu, davacının söz konusu 391 ada 1 parselde 1 villa sahibi davalının ise 3/4 oranında malik olduğunu, davalının hissesi olan 3/4 oranında ödediğin bedelin davalıdan tahsili istemiş, davalı ise adi ortaklık ilişkisini kabul etmiş, ve aşamalarda dava dışı arsa sahibi … isimli kişi ile taraflar arasında bir sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca yapılacak 4 adet villadan 1’er adetinin taraflara ait olacağını, son kalan villanın ise, satılarak elde edilecek gelirin inşaatta kullanılacağının kararlaştırıldığını, bu konularda …. 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde … Esas sayılı dosyada alacak davası açtıklarını, inşaat için sarfedilen bedelin kendisi tarafından karşılandığını, ortaklık hisselerinin %50 oranında olması gerektiğini, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalının 3/4 oranında sorumlu olduğu kabul edilerek ödenen 129.044,00 TL’nin hissesine isabet eden 70.586,52 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davanın dayanağı olan sözleşme dava dışı … Limited Şirketi yetkilisi ile davacı ve davalı adına vekâleten imzalanmıştır. Sözleşmenin varlığı ve sıhhatı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu sözleşmede yüklenici …. ile adi ortaklık arasında peyzaj işi yapılması kararlaştırılmıştır. Sözleşme bedelinin 50.222,00 TL götürü bedel olduğu ve bedelin ödenmemesi üzerine şirket tarafından ortaklar aleyhine takip başlatıldığı, davacının itirazın iüzerine itirazın iptâli davasının açıldığı ve davacının itirazının iptâline karar verildiği ve … 1. İcra Müdürlüğü’nün … sayılı takip dosyasıyla başlatılan takipte 01.04.2013 ve 24.04.20013 tarihlerinde 129.044,00 TL ödendiği anlaşılmıştır. Davacı’nın sadece 94.115,36 TL den davalının payına düşen kısmı talep ettiği anlaşılmıştır.
Her iki taraf arasında yazılı sözleşme bulunmamasına karşın adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık ortaklıktaki hisse noktasında toplanmaktadır. Adi ortaklık sözleşmesi mülga 818 sayılı BK’nın 520 ve devamı maddelerinde düzenlemişolup, 521. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmaması halinde hisselerin eşit olduğu kabul edilmelidir. Bu yasal karinenin aksinin kararlaştırıldığını iddia eden tarafca kanıtlanmalıdır. Yargıtay’ın uygulaması da bu yöndedir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 01.01.1991 tarih 2336 Esas ve 525 Karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 16.10.1980 tarih 5005 Esas ve 5457 Karar) Bu durumda hisselerin eşit olmadığı yönünde davacının iddiasını kanıtlayamadığından, 1/2’şer oranda hissedar oldukları kabul edilerek davacının ödediği bedelin yarısından davalı sorumludur. Bu doğrultuda karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde ve tapu kaydı gözetilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 29.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.