Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2016/4386 E. 2016/3925 K. 07.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4386
KARAR NO : 2016/3925
KARAR TARİHİ : 07.09.2016

Davacı….San. ve Tic. A.Ş. ile davalı … arasındaki davadan dolayı ….Asliye Ticaret Mahkemesince verilen …. gün ve 2014/. Karar sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava; teminat mektubu nedeniyle ödenen komisyon ve faiz giderlerinin, ayıplı imalât nedeniyle uğranılan zararın, fiyat farkı alacağının tahsili talepleriyle açılmış, davalı davaya cevabında zamanaşımı def’inde bulunmuş, mahkemece; teslim tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 2012/… Esas, 2012/… Karar ve 02.07.2012 tarihli kararı ile özetle “…ayıplı imalâtın davacı iş sahibine 10.06.1997 tarihinde teslim edildiği, eldeki davanın ise Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde sözü edilen 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadan 05.01.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Bu durum karşısında, mahkemece; işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımı nedeniyle davanın reddi yolunda hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuş, mahkemece 10.09.2013 tarihli ara kararı ile bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiş, 11.05.2012 tarihli celsede mahkemece “1-İş bu davanın faaliyeti dondurulan ….. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden mahkememize aktarıldığı, adı geçen mahkemenin 15.11.2011 tarih 2011/.. Esas 2011/… Karar sayılı kararının gerekçesinde ve hüküm fıkrasında sadece ana davadan söz edildiği, 14/09/2007 tarihinde 14.445,00 TL harç alınmak suretiyle harçlandırılmış ıslah dilekçesinden hiç söz edilmediği, ancak hüküm fıkrasında harç ve vekâlet ücretinin hesabında işbu ıslah dilekçesinin nazara alındığı, hüküm fıkrasında sadece davacının davasının reddine denilmek suretiyle davanın reddine karar verildiği, davanın reddine ilişkin kararı davacı vekilinin temyiz etmesi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 02.07.2012 tarih 2012/… Esas 2012/…. Karar sayılı ilâmı ile davanın reddine ilişkin mahkeme kararındaki zaman aşımı süresinin 5 yıl olmayıp 10 yıl olduğundan ve bu nedenle davanın süresinde olduğunun kabulü ile işin esasının incelenmesi gerektiğinden bahisle bozulduğu, davalı vekilinin karar düzeltme isteği üzerine de yine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin . tarih 2012/… Esas 2013/… Karar sayılı ilâmı ile reddine karar verildiği, her iki Yargıtay ilâmında davacı vekilinin ıslaha ilişkin talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir görüş ve değerlendirme ile bozmanın olmadığı, bu hali ile bozma ilâmının tavzihe ihtiyacının olduğu gerekçesi ile başkanlık görüşünün alınması için Dairemize gönderilmiş, Dairemizin 30.05.2016 tarih, 2016/2799 Esas, 2016/3084 Karar sayılı kararı ile özetle “…. Yargıtay kararlarındaki maddi hatanın düzeltilmesinin yerel mahkeme tarafından istenilmesine yasal bir engel bulunmamakta ise de “hükmün tavzihi” ni talep etme yetkisi münhasıran davanın taraflarına aittir. Somut olayda, Daire kararında ise herhangi bir maddi hata bulunmamaktadır…” gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş, mahkemece yargılama yürütülürken davacı vekilinin 20.07.2016 tarihli talep dilekçesi üzerine dosya yeniden Dairemize gönderilmiştir.
Mahkemenin yargılamayı yürütürken 11.05.2016 tarihli ara kararı gereğince dosyayı Dairemize göndermesi nedeniyle verilen Dairemizin …. tarih, 2016/.. Esas, 2016/.. Karar sayılı kararında ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere; Dairemiz kararında tavzihi gerektirir bir maddi hata bulunmadığı gibi tavzihi gerektirir yasal koşullar da bulunmamaktadır. Bu nedenle istemin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemiz kararında maddi hata bulunmadığının anlaşılmış olmasına ve tavzihi gerektirir yasal koşullar bulunmadığından tavzih talebinin REDDİNE, 07.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.