YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1523
KARAR NO : 2017/3532
KARAR TARİHİ : 23.10.2017
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince edilmiştir.
Kural olarak, uyuşmazlıkların çözüm yeri mahkemelerdir. Ancak, sözleşmenin tarafları kamu düzenini ilgilendirmeyen ve arzularına bağlı olan konularda aralarında çıkacak uyuşmazlıkların halli için tahkim yolunu seçebilirler. Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenebilmesi için taraflar arasında geçerli olarak yapılmış bir tahkim anlaşmasının varlığı zorunludur. Tahkim anlaşması, bağımsız bir tahkim sözleşmesi şeklinde yapılabileceği gibi asıl sözleşmeye tahkim şartı konulması suretiyle de yapılabilir. Tahkim anlaşmasının kurucu unsuru uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması olup, bu anlaşmanın geçerli olabilmesi için tarafların tahkim iradelerinin şüpheye ve karışıklığa yer vermeyecek şekilde açık ve kesin olması gerekir. Uyuşmazlıkların öncelikli olarak hakemlerce, olmazsa mahkemelerce çözüme bağlanacağı kararlaştırılan tahkim sözleşmeleri veya şartları açık ve kayıtsız şartsız (kesin) tahkim iradesini içermediğinden geçerli sayılamaz. Bu nedenle, tahkim sözleşmeleri ve şartlarının bu kurallar dairesinde incelenerek geçerli olup olmayacağı konusunda bir karar verilmesi gereklidir.
Taraflar arasında akdedilen 30.01.2002 tarihli sözleşmenin genel şartlar bölümünün 46. maddesinde, “bu sözleşme ile ilgili olarak ortaya çıkan ve karşılıklı görüşmeler yolu ile çözülemeyen tüm ihtilaflar tarafların atayacağı birer hakem ve bu iki hakemin seçeceği üçüncü hakemden oluşan üç kişilik bir hakem heyeti tarafından halledilecektir” şeklinde kararlaştırılmıştır. Bu hüküm dikkatlice incelendiğinde taraflar arasında doğan tüm ihtilâfların hakem kurulunca çözümlenmesi konusunda iradelerinin birleştiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki taraflarca daha önceden tahkim yoluna başvurularak bir başka alacak hakkındaki ihtilafın çözümlendiği de ihtilafsızdır. Bu sebeple sözleşme konusu işin yapıldığı esnada meydana gelen zararın rücuuna ilişkin anlaşmazlığın da tahkim ile çözümlenmesi gerekir.
Açıklanan kurallar dahilinde, mahkemece davanın hakem şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, tahkim itirazına yönelik davalı şirket talebi hakkında bir karar da verilmeksizin işin esasının incelenerek karar verilmiş olması doğru olmayıp, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı şirketin temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 23.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.