Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/2231 E. 2019/3332 K. 11.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2231
KARAR NO : 2019/3332
KARAR TARİHİ : 11.07.2019

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ve diğer davalılar vekili Avukat … geldi. Davalı … İnş. Hafriyat Sağlık Hizmetleri Otomotiv Gıda San. Tic. Ltd. Şti. vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ile diğer davalılar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı arsa sahibi, davalı … İnş. Hafriyat Sağlık Hizmetleri Otomotiv Gıda San. Tic. Ltd. Şti. yüklenici, diğer davalılar ise yükleniciden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişilerdir.
Davacı arsa sahibi, taraflar arasında … 45. Noterliği 26.09.2007 tarih ve 3169 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davalı yüklenicinin … İli, … İlçesi, … Mah. … ada … parselde bulunan arsa niteliğindeki taşınmazına 6 katlı ve 1 dükkan ile 15 bağımsız bölümden oluşacak bir bina yapmayı üstlendiğini, sözleşme uyarınca 1 dükkan ile 6 bağımsız bölümün davacıya, geri kalan bağımsız bölümlerin ise davalı yükleniciye ait olacağının kararlaştırıldığını, davalı yüklenici tarafından yapılan inşaatın imar mevzuatına ve yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, bu nedenle sözleşmenin feshi ile yükleniciden bağımsız bölüm satın alan davalılar adına olan tapu kayıtların iptâli ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yüklenici, inşaatı sözleşmeye uygun olarak tamamlayarak davacının bağımsız bölümlerini teslim ettiğini, davacının bağımsız bölüm ve dükkanları projeye aykırı olarak kullandığını belirterek
davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının sözleşme gereğince iskan alma zorunluluğunda olmadığı, yine sözleşme gereğince yüklenicinin proje dışında yapacağı işlerin arsa sahibinin bilgisi dahilinde yapılmış sayılacağının kabul edildiği ve arsa sahibinin izninin aranmayacağı, davacı arsa sahibine teslim edilecek bağımsız bölümlerin iç kısımlarını arsa sahibinin kendisinin yapacağı, cephe değişiklikleri, çıkmalarla ilgili hususun ilçe belediyesi tarafından kontrolünün yapıldığı, proje aykırılıkları açısından davalı yüklenicinin ek sözleşme ile sorumluluk yüklenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay denetiminde olduğu anlaşılan … 37. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/551 Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davalı yüklenici hakkında imar kirliliğine neden olmak suçunu işlediği gerekçesiyle ceza davası açıldığı ve yüklenicinin cezalandırılmasına karar verildiği, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda inşaat aksının 2. bodrum katta 2 metre büyütülerek 15 metre olarak inşa edildiği, kolon açıklıklarının projeye uygun yapılmayıp büyük tutulduğu, 1. bodrum katlarda ve diğer katlarda arka tarafın 60 cm büyütüldüğü, … Sokak tarafında projede 100 cm çıkma olmasına rağmen mevcut durumda çıkmanın 130 cm yapıldığı, … Sokak tarafında projede çıkma olmamasına rağmen kenarlarda 30 cm, ortalarda 70 cm çıkma yapıldığı belirtilmiş, ayrıca … Belediye Başkanlığı 31.01.2013 tarih ve 350 nolu Encümen Kararı ile de bina hakkında yapı tatil tutanağı düzenlendiği ve yıkım kararı olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme tarafından her ne kadar sözleşme uyarınca proje dışında yapılan işlerin davacı arsa sahibinin bilgisi dahilinde yapılacağının varsayılacağı, davalı yüklenicinin iskan alma zorunluluğunun olmadığı, davacı arsa sahibine düşen bağımsız bölümlerin iç kısımlarında yapılan projeye aykırı inşaatların davacı tarafından yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, az yukarıda bahsedilen ceza dava dosyasında alınan bilirkişi raporu ve encümen kararı göz önünde bulundurulduğunda inşaatın davalı yüklenici tarafından projesine ve imar mevzuatına aykırı olarak yapıldığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 165/1 maddesinde “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.” hükmü bulunmaktadır. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi) uyarınca ceza yargılamasında sübuta eren maddi olgular hukuk hakimini bağlar. Bir başka deyişle ceza davasında, sübuta eren maddi vakıaların hukuk davasında nazara alınacağı açıktır. Görülmekte olan ve henüz kesinleşmediği anlaşılan ceza davasının sonuçları eldeki hukuk davasını etkileyecek niteliktedir.
Mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 165/1. maddesi hükmü gereğince ceza davası bekletici mesele yapılmadan ve sonuçları değerlendirilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. Kaldı ki mahkemece verilen kararda bahsi geçen ceza dosyasının bekletici sorun yapılıp yapılmayacağı da tartışılmamış, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda belirtilen imara ve projeye aykırı olarak inşa edilen
binanın yasal hale getirilip getirilemeyeceği de araştırılmamıştır.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; … 37. Asliye Ceza Mahkemesi’nde derdest olan ceza dosyasının eldeki davaya etkisi belirlenerek gerektiğinde ceza davasının kesinleşmesini beklemek, ceza davası kesinleştikten sonra ceza yargılamasında sübuta eren maddi olgular ve toplanan tüm deliller ile taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenen sorumsuzluk kaydının Türk Borçlar Kanunu’nun 115. madde hükmü çerçevesinde değerlendirilerek hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu verilen karar doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı BOZULMASINA, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 37,20 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 11.07.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.