Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/2235 E. 2019/1518 K. 03.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2235
KARAR NO : 2019/1518
KARAR TARİHİ : 03.04.2019

Davacılar 1-… 2-… adına …. ile davalılar 1-… İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. 2-…. (…. terk) davaya katılanlar 1-… 2-… 3-… 4-… 5-… 6-… 7-… dahili davalılar 8-… 9-Genson İnş. Otomasyon Teks. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. 10-… 11-… 12-… arasındaki davadan dolayı … 17. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 08.06.2010 (Ek karar: 04.07.2014) gün ve 2008/344-2010/180 sayılı hükmü onayan 23. Hukuk Dairesi’nin 09.11.2017 gün ve 2016/9488-2017/3162 sayılı ilamı aleyhinde dahili davalı … ile davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, sözleşmeye dayalı devredilen tapu kayıtlarının iptâli ve davacılar adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece verilen 04.07.2014 tarihli 2. ek karar davacılarca temyiz edilmiş, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nce onanmış, davacılar vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Karar düzeltme talebinin kural olarak temyiz incelemesini yapan Yargıtay Hukuk Dairesince incelenmesi gerekmekte ise de; Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 09.02.2018 gün 2018/1 sayılı iş bölümü kararı ile arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanan ve 01.07.2016 tarihinden sonra temyiz ya da karar düzeltme talepli olarak Yargıtay’a gelen dosyalardaki temyiz ya da karar düzeltme taleplerini incelemek görevi Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’ne verildiğinden karar düzeltme talebi Dairemizce incelenmiştir.
1-Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme talepleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece 09.11.2006 gününde verilen karar ile sözleşmenin geriye etkili olarak feshine ve tapuların da iptâli ile davacılar adına yeniden tesciline dair kurulan hüküm davalılar ve davalı yanında davaya katılanlar tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiş, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 13.06.2008 tarih 2007/2746 Esas – 2008/3951 Karar sayılı ilamı ile; “….Müdahillerin temyizine gelince; taraf teşkilinin tamamlanması ve işin esasına girilerek
uyuşmazlık hakkında oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile bozulmuş, yeniden esasa kayıt edilen davada bozma ilamına uyularak toplanan tüm delillere göre inşaat seviyesinin % 61 oranında bulunması karşısında sözleşmenin geriye etkili şekilde feshine ve tapunun iptâli ile davacılar adına tesciline karar verilmiştir. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmiş, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nce yapılan temyiz incelemesi sonrasında 09.03.2011 tarihinde onanmasına karar verilmiş, bir kısım davalılar vekillerince yapılan karar düzeltme isteminin Dairemizce reddedilmesi neticesinde 10.10.2011 tarihinde karar kesinleşmiştir. Davacılar vekilinin tavzih istemi üzerine mahkemece, 23.01.2012 tarihli ek kararla tarafların isimlerine ilişkin maddi hatalar düzeltildikten sonra, kesinleşen kararda davalılar aleyhine harç ve yargılama giderlerine hükmedilmiş, bu kararın, dahili davalılar …, …, …, …, …, … ve … vekilleri ile … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 21.02.2013 tarih ve 2012/5065 E., 2013/1002 Karar sayılı ilamı ile, dahili davalı … vekilinin temyiz isteminin süresinde olmadığından reddine, diğer davalıların temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede; davacıların temyiz etmemesi suretiyle aleyhine kesinleşen harç ve yargılama gideri miktarlarının tavzih yolu ile davalılar aleyhine değiştirilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, 23.01.2012 tarihli ek karar bozulmuştur. Mahkemece, 04.07.2014 tarihli ek karar ile “ 23.01.2012 tarihli ek kararın 1 nolu bendinin asıl ilama eklenmesine, masrafa ilişkin 2 no’lu bendinin ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Ek kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nce yapılan incelemede kararın onanmasına karar verilmiştir.
Hükmün tavzihi, 6100 sayılı HMK’nın 305. maddesinde “(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde düzenlenmiş ve 306. maddesinde” (1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304. madde uyarınca işlem yapar.” şeklinde tavzihin usulü belirlenmiş bulunmaktadır.
Tavzih, kelime anlamı itibariyle açıklama, aydınlatma anlamına gelmekte olup, değişiklik, ekleme ya da çıkarma kavramlarını içermemektedir. Hakim, karar verdikten sonra bu kararını tarafların talebi olsa dahi değiştiremez. Ancak, istisnai hallerde hüküm açık değil, hüküm fıkraları birbirine aykırı ise ya da uygulanmasında tereddütler oluşturacak nitelikte ise bu halde belli koşullarda hüküm tavzih edilebilir. Öğretide tam bir fikir birliği içerisinde kabul edildiği üzere tavzih yolu ile ancak hükümdeki kapalılık, açık olmayan hal, tereddüt ya da çelişki ortadan kaldırılabilir. Ancak tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılamayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Bu noktada mahkeme daha önce unutulan bir hususu hükme ekleyemez veya hükümden çıkaramaz. Tavzihin amacı hükmü
değiştirmek, unutulan bir hususu hükme eklemek veya hükümde taraf olan birini taraf konumundan çıkarmak ya da hükümde taraf olmayan birini taraf konumuna sokmak değildir. Tavzihin amacı; hükmü açıklamak, icrasındaki tereddüdü gidermek ya da birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa bu aykırılığı gidermektir. Hüküm, tavzih yolu ile değiştirilemez, tavzih yolu ile hükmün gerçek anlamı ortaya konulur ya da hükümdeki çelişkiler giderilir. Bu kapsamda tavzih yolu ile taraf değiştirilemeyeceği gibi taraf olmayan biri taraf konumuna getirilemez ve taraf konumunda olan biri taraf konumundan çıkarılamaz. Aynı şekilde taraflardan birine yüklenen yükümlülük artırılamaz ya da azaltılamaz.
Yukarıda açıklanan bilgiler ışığında mahkemece verilen 04.07.2014 tarihli 2. ek kararda 23.01.2012 tarihli 1. ek kararda 2 nolu bendin ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ise de, 2 nolu bentte isim hatalarının düzeltildiği, 3 nolu bentte harç ve yargılama gideri belirlenerek davalıdan tahsiline karar verildiği, bu sebeple 2 nolu bendin asıl ilama eklenmesi, 3 nolu bendin ilamdan çıkarılarak düzeltilmesi gerektiği halde Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nce yapılan temyiz incelemesinde kararın sehven onandığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından karar düzeltme talebinin kabulü ile yapılan hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bu hususun ilave edilerek kararın 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bent uyarınca davacının sair ve davalının tüm karar düzeltme taleplerinin kabulü ile 04.07.2014 tarihli 2. ek kararın hüküm kısmında yer alan “23.01.2012 tarihli ek kararın 1” ifadesinden sonra, “ nolu ” ifadesinden önce araya gelecek şekilde “ve 2” ifadesinin yazılmasına, “ kesinleşen ilamın masrafa yönelik hükmün 7 nolu bendinin davacılar vekili tarafından temyiz edilmediği nedeni ile” ifadesinin hükümden tamamıyla çıkarılmasına, devamında yer alan “2” rakamının çıkarılarak yerine “3” rakamının yazılmasına Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 09.11.2017 gün, 2016/9488 Esas ve 2017/3162 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün değişik bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödedikleri karar düzeltme harçlarının istek halinde karar düzeltme isteyen dahili davalı … ile davacılara geri verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 123,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacılardan alınmasına 03.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.