YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2236
KARAR NO : 2019/3079
KARAR TARİHİ : 01.07.2019
Davacı … ile davalı … arasındaki davadan dolayı … 19. Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 07.04.2015 gün ve 2012/478-2015/107 sayılı hükmü onayan 23. Hukuk Dairesinin 08.11.2017 gün ve 2015/5756-2017/3135 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, tapu malikleri arasında doğan uyuşmazlıktan kaynaklanmakta olup, mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nce onanmış, davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, müvekkili ile davalının anne-oğul olduğunu, davacıya ait taşınmazın dava dışı yükleniciye inşaat yapılması için verilmesine karşın yüklenici ile yapılan sözleşmenin feshedilerek, binayı kendisinin yapmak istediğini, bu nedenle Üsküdar Belediyesi’ne başvurduğunu, ancak davalının muvafakatının arandığını, muvafakat vermediğini … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/409 Esas sayılı dosyayla sabit olduğunu, bu durumdan maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü, kendisine ait toplam 9 dairesi bulunduğunu, 9 daireyi kendisi yapacağı için dalının engellemesinden dolayı zarara uğradığını ve kira geliri elde edemediğini bildirerek 23.05.2008 ve 13.04.2009 tarihleri arasında tahakkuk eden 30.000,00 TL kira kaybının tahsilini talep etmiştir.
Davalı ise, arsanın kendisi tarafından 142.500,00 TL’ye satın alındığını, bu paranın 110.000,00 TL’sinin murisinden geldiğini, kalan bedelin ise 4 kardeşten çek olarak alındığını, taşınmazın iyi niyetli olarak annesi adına kaydedildiğini, daha sonra yüklenici ile 4 dairenin kendilerine ait olacak şekilde anlaştıklarını, taşınmazdaki 1. bodrum kattaki dairenin takas suretiyle yükleniciden satın alındığını, imara aykırılıklar nedeniyle inşaatın durdurulduğunu, sözleşmenin karşılıklı feshedildiğini, henüz kat irtifakı kurulmadığından taşınmazın tamamının annesi olan davacı adına tescil edildiğini, inşaattaki haklarını alamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ilk davadan sonra kat irtifakının mahkeme yoluyla terkininin sağlandığı, davalı …’ın sözleşmenin yerine getirilmesinde daire satın alması nedeniyle menfaati bulunduğu, kök muris babasından da hak talebinde bulunduğu gibi, inşaatın gecikmesinden kötüniyetinden bahsedilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz olunmuş, Yargıtay 23. Hukuk Dairesin’nce karar onanmıştır.
Taraflar arasında görülüp sonuçlanan aynı mahkemenin 2009/409 Esas sayılı dava dosyasında bu kez davacı aynı gerekçeyle kira kaybı talebinde bulunmuş ve Mahkemece önceki yüklenici ile yapılan sözleşmeye karşın inşaatın 2006 yılından bu yana atıl olduğu, davalının muvafakat vermeyişinin iyi niyetli olmadığı ve davacıyı zararlandırma kastıyla yapılmış olduğu, davacının hakkını alamadığı gerekçesiyle dava tarihine kadar olan dönem için 30.200,00 TL hesaplanmış ve hüküm altına alınmıştır. Bu karar Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 05.07.2012 tarih
ve 2012/2386-4646 sayılı ilamıyla onanmıştır. Dava dosyasıyla ilgili olarak davalı … yargılamanın yenilenmesi başvurusunda bulunmuş, bu istem reddedilmiş ve Dairemizce 05.02.2019 gün ve 2018/1471 Esas ve 20199/442 Karar sayılı karar ile onanmış, bu karara karşı karar düzeltme isteminde bulunulmamıştır.
Öyle olunca kesinleşen 2009/409 Esas sayılı dava dosyasındaki olgular eldeki bu davayı da etkileyecek niteliktedir. Önceki davada istenen dönem 23.05.2008 tarihine kadar olan dönem, bu davada ise, 23.05.2008 tarihi ile davalının taşınmazı devrettiği 13.04.2009 tarihleri arasındaki dönem için talepte bulunduğuna göre ve kesin delil niteliğindeki dava dosyası kesinleştiği nazara alındığında eldeki bu davanın da kabulü zorunludur.
Bu nedenlerle mahkemece kira kaybını hesaplayan bilirkişi raporu denetlenerek talebi aşmamak kaydıyla bir karar verilmesi gerekirken davanın reddi doğru olmamış, kararın bu gerekçeyle bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 08.11.2017 gün ve 2015/5756 Esas ve 2017/3135 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün davacı yararına bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 8.11.2017 gün ve 2015/5756 Esas ve 2017/3135 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 136,00 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin ve karar düzeltme harçlarının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.07.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.