Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/3185 E. 2019/1650 K. 10.04.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3185
KARAR NO : 2019/1650
KARAR TARİHİ : 10.04.2019

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat …geldi. Davalılar vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili için yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekilince temyiz olunmuştur.
Davacı vekili müvekkili yüklenici ile davalı arasında 18.01.2006 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davalının edimlerini yerine getirmeyerek davacıyı vekâletten azlettiğini ve sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini, davacının sözleşmenin 3. maddesi gereğince ödediği 15.000,00 TL’nin ve sözleşmenin 4. maddesinde düzenlenmiş 50.000,00 TL cezai şartın tahsili için başlattığı icra takibinin ise, davalının haksız itirazı neticesinde durduğunu ileri sürerek, itirazın iptâline %20 icra inkâr tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ise davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin 3. maddesine göre 18.01.2006 tarihinde davalıya ödenmiş olan 15.000,00 TL taşınma ve kira masrafları bedelinin temerrüt tarihi olan 28.11.2012’den takip tarihine kadar işlemiş yasal faizi olan 469,73 TL ile tahsili talebinin haklı olduğu gerekçesiyle bu alacak kalemi için itirazın iptâliyle, %20 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, takip konusu yapılan 50.000,00 TL cezai şart ve işlemiş faiz alacağına ilişkin itirazın iptâli isteminin ise davalı yüklenicinin edimini en kısa sürede yerine getirmesi gerektiği davacıların bildirim yapmasına gerek olmadığı ve davacının belediyeye süresinde başvuru yapmadığı gerekçesiyle davalıların
sözleşmenin feshini haklı bularak bu alacağa ilişkin itirazın iptâli isteminin reddine karar vermiş, verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı itirazın iptâli istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki 18.01.2006 tarihli sözleşmenin 4. maddesinde sözleşmeden rücu edilemeyeceği, rücu halinde rücu eden tarafın 50.000,00 TL cezai şartı diğer tarafa ödeyeceği kararlaştırılmış olup, davacı yüklenicinin sözleşmeye göre vermesi gereken 15.000,00 TL kira ve taşınma bedelini, davalı arsa sahibine nakden ödemesi ve sözleşmeye dayanarak … Belediye Başkanlığı’na başvurup taşınmazı rayiç bedeli üzerinden satın almayı talep etmek suretiyle yasal sürecin tamamlanmasına uygun biçimde ve sürelerde edimlerini yerine getirirken, davalı iş sahibinin vekâletten azil ve sözleşmeyi feshetmesi haksız olup, davacı sözleşmenin 4. maddesinde kararlaştırılan dönme cezasını istemekte haklı olacağından sözleşmeyle belirlenen cezanın fahiş olup olmadığı, tenkisi gerekip gerekmediği de değerlendirilerek cezai şart talebiyle ilgili sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak bu alacak kalemi yönünden tümden ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca davacı şirket tacir olup dava konusu iş ticari işletmesiyle ilgili ticari iş olduğundan 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2. maddesi uyarınca avans faizi istemesi mümkün olduğundan kabul edilecek asıl alacaklar için temerrüt tarihinden takip tarihine kadar %13,75 oranını aşmamak koşuluyla istenebilecek işlemiş faiz miktarı hesaplattırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirmeyle yasal faiz hesaplanması da hatalıdır.
Kararın bu nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kabulüyle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 154,30 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.