Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/3260 E. 2019/3051 K. 01.07.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3260
KARAR NO : 2019/3051
KARAR TARİHİ : 01.07.2019

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş ve malzeme bedeli alacağının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait taşınmaz üzerindeki inşaatın elektrik işlerini yaptığını, malzemelerin de kendisi tarafından temin edildiğini ancak bedelinin ödenmediğinden bahisle yaptırılan tespit sonucu belirlenen 155.778,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ise cevabında; davacı ile müvekkili arasında bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığını, tespit raporunu kabul etmediklerini ilk önce şirket yetkilisi aleyhine açılan dava reddedildiği için bu davanın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davacı dava dilekçesinde davalı ile aralarında akdî ilişki bulunduğunu iddia etmiş ise de, davalı akdî ilişkiyi inkâr etmiş davacı buna ilişkin yazılı bir belge sunamamıştır. Kurulduğu iddia edilen temel hukuksal ilişki TBK’nın 470. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesidir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Ancak, sözleşme inkâr edildiği takdirde, sözleşmenin yapıldığı zamandaki miktar veya değeri HMK’nın 200. maddesindeki miktardan fazla ise akdî ilişkinin anılan yasa hükmü gereğince davacı tarafından yazılı delille kanıtlanması zorunludur. HMK’nın 202. maddesindeki yazılı delil başlangıcı bulunmaması ve 203. maddesindeki tanıkla ispatı mümkün olan hallerin varlığının da ileri sürülüp kanıtlanmaması halinde tanık beyanı ile akdi ilişkinin varlığının ispatı mümkün değildir.
Somut olayda HMK’da tanıkla ispatı mümkün kılan haller bulunmadığı gibi davacının iş ve imalât yaptığını ileri sürdüğü dairelerin çoğunluğunun davalıya ait olması akdî ilişkinin varlığını kanıtlamadığı gibi davalı malikin imalât bedelinden sorumlu tutulması için de yeterli değildir. Davacı yüklenici … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/287 Esas 2014/84 Karar sayılı dosyadaki dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında dahi akdî ilişkinin dava dışı … İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile kurulduğunu iddia ettiğinden davacı davalıyla akdî ilişkinin varlığını yasal delillerle ispatlayamamıştır. Ancak dava dilekçesinin deliller bölümünde açıkça yemin deliline dayandığı görülmüştür. Yemin delili 6100 sayılı HMK’nın 225 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez.
Bu durumda mahkemece inkâr edilen akdî ilişkiyi yasal delillerle kanıtlayamadığından davacıya akdî ilişkinin varlığı konusunda yemin yöneltme hakkı hatırlatılıp sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan yanlış değerlendirme sonucu davanın yazılı miktarda kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davalı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 01.07.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.