YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3415
KARAR NO : 2019/2737
KARAR TARİHİ : 12.06.2019
Mahkemesi :… Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat Mehmet Kaya geldi. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptâl ve tescil ve alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 6100 sayılı HMK’nın yürürlükte olduğu 05.08.2014 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK’da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenlenmiştir. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2-Ön inceleme (Madde 137-142), 3-Tahkikat (Madde 143-293), 4-Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294). 1086 sayılı HUMK zamanında yazılı yargılama usulü 4 aşama (ön inceleme aşaması hariç) olarak düzenlenmiş ve bu aşamaların her biri bir diğerinin içine geçmiş şekilde olduğundan gereksiz işlem yapılmasına ve yargılamaların uzun sürmesine sebebiyet vermekte iken kanun koyucu bu sakıncaların önüne geçmek için bu aşamaları sıkı kurallara bağlamış ve bir aşama bitirilmeden diğer aşamaya geçmeyi engellemek istemiştir.
HMK’nın madde 184-(1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Madde 186-(1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. (2) Sözlü
Okundu.
yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Usul kurallarının derhal uygulanırlık prensibi de temel kurallardandır.
Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; Davacı vekilinin 06.11.2017 tarihinde mazeret dilekçesi gönderdiği, 07.11.2017 son celsede mazeretin kabul veya reddine dair olumlu yahut olumsuz bir karar verilmeksizin yargılamaya devamla davacı vekilinin yokluğunda hüküm verilmiştir. Davacı vekiline mazereti reddedilse dahi tahkikat bittikten sonra 6100 sayılı HMK’nın 186/1. maddesine göre sözlü yargılama için duruşma gününün bildirilerek, sözlü yargılama için tayin edilen günde davacı vekili katılmasa dahi davanın sonuçlandırılıp hüküm tesis edilmesi gerekirken; adil yargılama hakkının en önemli unsuru olan ve HMK 27. madde de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkına aykırı şekilde savunma hakkı kısıtlanarak esastan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davacı davasında … ili… ilçesi…’da kain 46191 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın A blok 3, 23, 32 ve B blok 26, 34 numaralı dairelerin tapularının iptâli ile müvekkili adına tesciline ve 8 dairelik kayıptan davalı kooperatife düşen bedelin tespiti ile şimdilik 20.000,00 TL’nin ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dosya içerisinde mevcut… Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğü’nün 02.06.2015 tarihli yazısı ekindeki tapu kayıtlarına göre davacı tarafça tapu iptâl ve tescil talep edilen A blok 3 nolu bağımsız Bölümün dava dışı … adına, A blok 32 nolu bağımsız bölümün dava dışı …adına, B blok 34 nolu bağımsız bölümün dava dışı … adına kayıtlı olduğu belirtilmesine rağmen, bağımsız bölüm maliklerinin de davaya katılmalarının temini gerektiğinden ek dava açılarak birleştirilmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği gözden kaçırılarak yargılama yapılması doğru olmamıştır.
492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre: Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı harçlarına tabidir (2. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev’i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır (15. md.). Değer tayini mümkün olan hallerde dava dilekçelerinde değer gösterilmesi mecburidir. Gösterilmemişse davacıya tespit ettirilir. Tespitten kaçınma halinde, dava dilekçesi muameleye konmaz (16/3. md.). Noksan tespit edilen değerler hakkında 30. madde hükmü uygulanır (16/4. md.). Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınır (21. md.). (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilâm harcının 1/4 ü peşin alınır (28. md.). Yargılama sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunur, takip eden oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın işleme konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır (30. md.). Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz (32. md.). HMK 120/1. maddeye göre de davacı, yargılama harçlarını mahkeme veznesine yatırmak zorundadır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde: davacı asıl davada tapu iptâli ve tescil isteminde bulunmuş ancak harca esas değeri sadece tazminata ilişkin 20.000,00 TL olarak bildirmiş ve harcı bu miktar üzerinden yatırmıştır. Ne var ki taşınmazın dava tarihi itibarıyla değeri tespit edilmeden ve eksik harç
Okundu.
ikmâl ettirilmeden yargılamaya devam edilmesi hatalı olmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dava konusu tapu iptâl ve tescili talep edilen taşınmazların da tarihi itibari ile değerinin tespit edilip, bu bedel üzerinden peşin karar ve ilam harcının tamamlatılması sureti ile yargılamaya devam edilmesi, tapu iptâl ve tescili talep edilen bağımsız bölüm maliklerinin de davaya katılmalarının temini gerektiğinden malikler hakkında ek dava açılarak birleştirilmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın esasının incelenmesi, tahkikat bittikten sonra 6100 sayılı HMK’nın 186/1. maddesine göre sözlü yargılama için duruşma gününün bildirilerek, sözlü yargılama için tayin edilen günde taraflar katılmasa dahi davanın sonuçlandırılıp hüküm tesis edilmesinden ibarettir. Tüm bu hususlar gözetilmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay’daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 42,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 12.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.