YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3773
KARAR NO : 2019/1833
KARAR TARİHİ : 17.04.2019
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili için yürütülen icra takibine vakî itirazın iptâli davasıdır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibi olup, davacı davasında sözleşme kapsamında fazla işler yapıldığını belirterek ödenmeyen bakiye iş bedeli için takip başlattığını, davalı işin 22.000,00 TL’ye tamamlanacağı hususunda sözleşme yapıldığını, işin eksik yapıldığı iskele bedeli ve eksik yapılan iş bedeli ve söve ücreti ile ilgili ödeme yapıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi iddia edilmiştir. Mahkemece; Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı vekili müvekkili adına… ile davalı … arasında davalıya ait Tozdanlar apartmanı poliüretan ile dış cephe çatı yalıtımı işinin yapılması hususunda anlaştığını, sözleşmede belirtilen metrajlara ek imalât yapıldığı halde bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, alacaklarının tahsili için … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2011/8695 Esas sayısı ile başlattıkları icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan itirazın iptâli ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, davalı vekili ise davacının sözleşmeye aykırı davranışları neticesinde ödenmek zorunda kalınan masrafların mahsubu ile davacının davasının reddi gerektiğini savunmuştur.
Taraflar arasında davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 480. maddesi (BK 365.) kapsamında götürü bedelli eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır. Götürü bedelli eser sözleşmelerinde yüklenicinin hak ettiği iş bedeli, diğer bir deyişle fazla ödenen iş bedeli olup olmadığının tespiti fiziki oran yöntemine göre bulunmalıdır. Oysa mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu şekilde hesaplama yapılmamıştır. Bu nedenle hükme esas alınması hatalı olmuştur.
Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, HMK 266 ve devamı hükümlerine uygun seçilecek yalıtım konusunda uzman inşaat mühendisi bilirkişiden rapor alınıp sözleşmenin 22.000,00 TL götürü bedel olduğu kabul edilip, davalının yapmış olduğu işin eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle yüzde olarak fiziki gerçekleşme oranını bulup bu fiziki oranın 22.000,00 TL’ye uygulayıp yüklenicinin hak ettiği iş bedelini bulmak, kanıtlanan mahsup edip bakiye bedelin tahsili ve kararı davacı tarafın temyiz etmediği gözetilip kazanılmış hak ilkesi göz önüne alınarak karar vermekten ibaret olmalıdır. Bu hususlar üzerinde durulmadan, eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 17.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.