Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/4097 E. 2019/367 K. 24.01.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4097
KARAR NO : 2019/367
KARAR TARİHİ : 24.01.2019

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinin feshine ilişkin işlem ile teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptâli, olmadığı takdirde maddi tazminat, kâr kaybı ve teminat mektubu tutarından şimdilik 15.000,00 TL’nin tahsili istemiyle açılmış, 01.02.2012 tarihinde harçlandırılan ıslah dilekçesi ile talep tutarı 309.643,85 TL arttırılarak toplam 324.643,85 TL’nin tahsili istenmiştir.
Mahkemece Dairemiz’in 16.11.2017 günlü bozma ilamına uyularak yükleniciden temlik alan ve dava konusunu devralan …’a tebligat yapılıp, taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı iş sahibi vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizin 10.07.2013 günlü, 2012/4530 Esas 2013/4502 Karar sayılı bozma ilamında ”…Sözleşmenin feshinde davalı iş sahibi kusurlu bulunduğundan, kâr kaybının 818 sayılı BK’nın 325. maddesindeki esaslara uygun olarak hesaplanması gerekir. Kanun’un 325. maddesi gereğince yüklenicinin işi yapmamasından dolayı tasarruf ettiği miktar, diğer bir işle kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat ettiği meblağın mahsubu zorunlu olduğundan, bu konularda bilirkişiden alınacak ek bir raporla anılan madde gereğince mahsubu zorunlu miktarın tespit edilmesi ve mahsubu yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi” gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi heyetinden alınan ek raporda kar kaybının, bozma ilamı doğrultusunda 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 325. maddesine uygun şekilde hesaplandığından söz edilemez.
Yargıtay İBK’nın 04.02.1959 gün, 13/5 ve 09.05.1960 tarih 21/9 sayılı kararlarında usule ait kazanılmış hak müessesesinin Usul Yasasının dayanağı ana esaslardan olduğu, kamu düzeniyle ilgili bulunduğu, mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hakkın doğacağı, mahkemece hükmüne
uyulan Yargıtay bozma kararına göre karar verilmek zorunda bulunulduğu hükme bağlanmıştır. Bu itibarla, mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun sayılamaz ve bozma sebebidir. Bu durum, usulî müktesep hak kuralının bir çeşididir.
Dairemiz’in bozma ilamına uyularak bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında bilirkişi heyetince düzenlenip, hükme esas alınan ek raporda kar kaybı hesabı, bozma ilamında işaret edilen 818 sayılı BK’nun 325. (6098 sayılı TBK 408. maddesi) maddesinde düzenlenen kesinti yöntemine uygun biçimde hesaplanmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş, 6100 sayılı HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca önceki bilirkişilerden farklı ve konusunda uzman olan üç kişilik yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak bozma ilamı gereğince 818 sayılı BK 325. maddesi uyarınca kesinti yöntemine göre kâr kaybını hesaplayan rapor almak, raporlar arasında çelişki olursa, çelişkiyi giderecek şekilde farklı bir bilirkişi kurulundan gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün temyiz eden davalı iş sahibi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 24.01.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.