Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/5445 E. 2019/2920 K. 24.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5445
KARAR NO : 2019/2920
KARAR TARİHİ : 24.06.2019

Davacı … ile davalı … arasındaki davadan dolayı … 1. Asliye Hukuk Hakimliğince (Tük. Mah. Sıf.) verilen 17.03.2015 gün ve 2014/438-2015/153 sayılı hükmü onayan 23. Hukuk Dairesinin 21.05.2018 gün ve 2015/7621-2018/3245 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca arsa sahibine isabet eden bağımsız bölümün satımı sonucu adına tescili ve kira kaybı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm davacı vekilince temyiz olunmuş, karar Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nce onanmış, davacı vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Karar düzeltme talebinin kural olarak temyiz incelemesini yapan Yargıtay Hukuk Dairesince incelenmesi gerekmekte ise de; Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun 09.02.2018 gün 2018/1 sayılı işbölümü kararı ile arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanan ve 01.07.2016 tarihinden sonra temyiz ya da karar düzeltme talepli olarak Yargıtay’a gelen dosyalardaki temyiz ya da karar düzeltme taleplerini incelemek görevi Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’ne verildiğinden karar düzeltme talebi Dairemizce incelenmiştir.

Davanın açıldığı 15.07.2014 tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un amaç başlıklı 1. maddesinde “Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir.” hükmü bulunmaktadır. Kanun’un tanım başlıklı 3. maddesinin (1) bendi, “Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, (k) bendi, “Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, (1) bendi “Tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” şeklindedir. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir. Açıklanan hususlar gözetildiğinde eser sözleşmesi ilişkisinin de Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığının kabul edilebilmesi için taraflardan birinin tüketici, diğer yanın ise satıcı/sağlayıcı olması gerekir.
Bu koşulların bulunması halinde tüketici işleminden ve sonuçta da görevli mahkemenin “tüketici mahkemesi” olduğundan söz edilebilecektir.
Taraflar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olup; davacı alıcı, davalı ise satıcı arsa sahibidir. Bir davanın tüketici mahkemesinde görülebilmesi için 6502 sayılı yasa kapsamında bir tüketici ilişkisi bulunmalıdır. Somut olayda davalı arsa sahibi olup, tüketici değildir. Bu durumda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup davanın tüketici mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılması doğru olmamıştır. Bu nedenlerle mahkemece ara kararıyla davaya asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla bakılarak, davacının harçtan muaf olmadığı da gözetilerek harç tamamlatılmak suretiyle işin esasının incelenmesi gerekirken kamu düzenine ilişkin olan görev hususunun nazara alınmadan karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin onama kararının kaldırılarak kararın bozulması uygun bulunmuştur. Bozma sebebine göre diğer itirazlar incelenmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 21.05.2018 gün ve 2015/7621 Esas 2018/3245 Karar sayılı onama ilâmının kaldırılarak kararın davacı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 136,00 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin ve karar düzeltme harçlarının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.