Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/5470 E. 2019/2775 K. 13.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5470
KARAR NO : 2019/2775
KARAR TARİHİ : 13.06.2019

Mahkemesi :…. 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Asıl dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan ödenmeyen iş bedeli alacağı, birleşen 2007/646 Esas sayılı dava; fiyat farkı alacağının tahsili, birleşen 2008/28 Esas sayılı dava ihtiyati tedbir nedeniyle teminat mektuplarının paraya çevrilmemesi sonucu oluşan zararın giderilmesi, birleşen 2009/86 Esas sayılı dava kesin hesap sonucu fazla ödemenin istirdadı ve yine birleşen… 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/27 Esas sayılı davası teminat
Okundu.

mektuplarının haksız olarak paraya çevirme girişimi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların giderilmesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen 2007/646 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, diğer birleşen davaların reddine dair verilen karar, davalı birleşen dosya davacısı vekilince temyiz edilmiştir.
Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usuli kazanılmış hak kavramı usul hukukunun temel prensiplerinden olup, gerek HUMK, gerekse HMK’da bu yönde bir düzenleme bulunmamakla birlikte gerek doktrinde gerekse uygulamada kabul edilmiş ve uygulana gelmiştir. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı kararında vurgulandığı üzere, “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’muzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de, Yargıtay’ın bozma kararından hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadiyle kabul edilmiş olması yanında, hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi, Usul Kanunu’nun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir. Esasen, hukukun kaynağı, sadece kanun olmayıp, mahkeme içtihatları dahi hukukun kaynaklarından oldukları cihetle, söz konusu usuli müktesep hak için kanunda açık hüküm bulunmaması, onun kabul edilmemesini gerektirmez.” denilmiştir. Yargıtay’ın bozma kararı nedeniyle doğan hak iki çeşit olup, (1) Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına kazanılmış hak, (2) Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalması ile doğan usuli kazanılmış haklardır. Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymuş olması halinde bu uyma kararı ile bağlı olup, usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapması zorunludur. Yargıtay’ın ve Dairemizin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir.
Somut olayın incelenmesinde, dairemizin uyulan bozma ilamında; …. 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/53 Esas, 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/1200 Esas ve 2011/300 Esas sayılı dosyaların celbedilerek incelenmesi, sözleşme konusu işle ilgili olup, yüklenici şirket yetkililerinin de sanık olması durumunda ve BK’nın 53. maddesi hükmünce maddi vakıaların subutuna ilişkin ceza hakiminin kararı hukuk hakimini de bağlayacağından sonuçlanıp kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği bildirilmiş, celp edilen dosyalardan şirket yetkilileri ile ilgili olan …6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/300 Esas sayılı dosyanın … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/422 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, birleştirme sonrası yapılan yargılamada verilen kararın temyiz edilmesi üzerine dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay’a gönderildiği ve hala derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/422 esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmemesi BK’nın 53. maddesine ve usuli müktesep hak ilkesine uygun olmamıştır.
Yine bozma ilamında … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/661 Esas ile 2008/479 Esas sayılı dosyalarının da getirtilerek yeniden oluşturulacak teknik bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle sözkonusu dosyalarda o dosyaların davacıları tarafından yapılan imalâtların eldeki davada yüklenici tarafından yapılmış gibi mükerrer olarak talep edilip edilmediği, eksik bırakılan işler miktarının ne olduğu konularında gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak asıl ve birleşen davalarda sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği bildirilse de mahkemece işin yapıldığı yıl dikkate alınarak ve
cezaevinin kullanılması nedeni ile keşif yapılmamasına karar verilmiş ve dosya üzerinden inceleme ile alınan raporlarda da … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/661 Esas ile 2008/479 Esas sayılı dosyaların davacıları tarafından yapılan imalâtların eldeki davada yüklenici tarafından yapılmış gibi mükerrer olarak talep edilip edilmediği, eksik bırakılan işler miktarının ne olduğu gerekçeli ve denetime elverişli şekilde açıklanmamış olup eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulşunmuştur.
Bununla birlikte; asıl ve birleşen davalar mevcut olup hüküm fıkrasında asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmaya çalışılmış ise de karar başlığında asıl ve birleşen davaların esas numaraları, tarafları ve dava tarihleri belirtilmediği gibi hüküm fıkrasında da faizin hangi tarihte başladığı, hangi davalıdan tahsil kararı verildiği de belirtilmediğinden karar veriliş ve yazılış şekli itibari ile infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Ayrıca asıl ve birleşen davalarda davalıların taraf sıfatı ile temsilde yanılma olup olmadığının değerlendirilmemesi de hatalıdır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/422 Esas sayılı dosyasının BK’nın 53. maddesi hükmünce maddi vakıaların subutuna ilişkin ceza hakiminin kararı hukuk hakimini de bağlayacağından sonuçlanıp kesinleşmesinin beklenmesi ve yeniden oluşturulacak teknik bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/661 Esas ile 2008/479 Esas sayılı dosyalarının davacıları tarafından yapılan imalâtların eldeki davada yüklenici tarafından yapılmış gibi mükerrer olarak talep edilip edilmediği, eksik bırakılan işler miktarının ne olduğu konularında gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, karar başlığının asıl ve birleşen dosyalar için ayrı ayrı yapılması, tarafların ve dava tarihlerinin ayrı ayrı belirtilmesi, davalardaki davalı sıfatının değerlendirilmesi ve temsilde yanılma olup olmadığının incelenmesi ve sonucuna uygun olarak asıl ve birleşen davalarda karar verilmesinden ibarettir. Usuli müktesep hakka aykırı olarak, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile infazda tereddüt yaratacak şekilde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı birleşen dosya davacısı iş sahibinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı birleşen dosya davacısı yararına BOZULMASINA, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 13.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.