YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5647
KARAR NO : 2019/2393
KARAR TARİHİ : 20.05.2019
Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı-birleşen dosya davalıları vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Asıl dava, iş sahibinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan geç teslim sebebiyle kira tazminatı alacağına ilişkin başlatılan takibe yönelik davalının itirazının iptâli, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatı istemi ile birleşen dava yüklenicinin fazla yapmış olduğu imalat bedeli ile işlemiş yasal faizi istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kabulüne, icra inkâr tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı-birleşen dosya davalıları vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı-birleşen dosya davalıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı-birleşen dosya davalıları vekilinin asıl davada icra inkâr tazminatına yönelik temyiz itirazının incelenmesine gelince;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK’nın 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; asıl davada dava konusu edilen kira tazminatı alacağı taraflar arasında imzalanan sözleşme ile belirlidir. Bu nedenle alacağın likid olmadığı kabul edilerek icra inkâr tazminatının reddi doğru olmamıştır. Bu durumda davacı yararına icra inkâr tazminatı verilmesi koşulları oluşmuştur. Açıklanan nedenle İİK’nın 67/2. maddesi gereğince alacağın yüzde 20’si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, karar bu yönden bozulmayı gerektirmiş ise de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla mülga 1086 sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen dosya davalıları vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca, mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. satırında yer alan “davacı tarafça icra inkâr tazminatı talep edilmişse de alacağın likid olmaması sebebiyle inkâr tazminatı isteminin reddine,” cümlesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “İcra takibine konu asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 1.600,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacı-birleşen dosya davalılarından alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı-birleşen dosya davalılarına iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 20.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.