Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2018/5747 E. 2019/2739 K. 12.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5747
KARAR NO : 2019/2739
KARAR TARİHİ : 12.06.2019

Mahkemesi :… 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca açılmış olup, tapu iptâl ve teslim istemine ilişkindir. Mahkemece dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 16.09.2003 tarih 1992/596 Esas ve 2003/708 Karar sayılı kararı ile tapu iptâl ve tescil kararı verilmiş, bu karar Dairemizce onanmış, karar düzeltme başvurusu yapılmadan kesinleşmiş ise de, mahkeme kararının infaz edilemediğinden bahisle tavzih başvurusunda bulunulmuş, 17.01.2006 tarihli tavzih kararına karşın, bu kararın da infazının mümkün olmadığı dosyada bulunan Tapu Sicil Müdürlüğü yazısından anlaşıldığından bu kez davalı taraf tavzih talebinde bulunmuş, mahkemece tavzih talebi reddedilmiş, karara yönelik davalılar tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Öncelikle HMK’nın tavzih ile ilgili düzenlemesinden söz etmek gerekecektir. Halen yürürlükte bulunan ve uygulanması gereken HMK’nın 305. maddesindeki düzenleme ile, (1) “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar
Okundu.

içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılık giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanına haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” denilmiştir. Yine 306. maddede de tavzih talebi ve usulü düzenlenmiş ve tavzihle ilgili yöntem gösterilmiştir. Esasında HUMK’nın da benzer düzenlemeler yer almaktadır. Tavzih, kelime anlamı itibariyle açıklama, aydınlatma anlamına gelmekte olup, değişiklik, ekleme ya da çıkarma kavramlarını içermemektedir. Hakim, karar verdikten sonra bu kararını tarafların talebi olsa dahi değiştiremez. Ancak, istisnai hallerde hüküm açık değil, hüküm fıkraları birbirine aykırı ise ya da uygulanmasında tereddütler oluşturacak nitelikte ise bu halde belli koşullarda hüküm tavzih edilebilir. Öğretide tam bir fikir birliği içerisinde kabul edildiği üzere tavzih yolu ile ancak hükümdeki kapalılık, açık olmayan hal, tereddüt ya da çelişki ortadan kaldırılabilir. Ancak tavzihle hükümde belirtilen haklar ve borçlar sınırlandırılamayacağı gibi genişletilemez ve değiştirilemez. Bu noktada mahkeme daha önce unutulan bir hususu hükme ekleyemez veya hükümden çıkaramaz. Tavzihin amacı hükmü değiştirmek, unutulan bir hususu hükme eklemek veya hükümde taraf olan birini taraf konumundan çıkarmak ya da hükümde taraf olmayan birini taraf konumuna sokmak değildir. Tavzihin amacı; hükmü açıklamak, icrasındaki tereddüdü gidermek ya da birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa bu aykırılığı gidermektir. Hüküm, tavzih yolu ile değiştirilemez, tavzih yolu ile hükmün gerçek anlamı ortaya konulur ya da hükümdeki çelişkiler giderilir. Bu açıklamalardan sonra infazda tereddüt yaşanması halinde tavzih istenebileceği açık olup, tavzih isteminin değerlendirilmesi gerekir.
Davacıları… mirasçıları, davalıları …ve arkadaşları olan… 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.09.2003 gün ve 1992/596 Esas ve 2003/708 Karar sayılı kararı ile hükmen tescil kararı verilmiş ve bu karar davalılar tarafından temyiz edilmiş, hüküm Dairemizin 29.03.2005 günlü kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme aşamasından geçmeden karar kesinleşmiş ve infaz edilmek istenmiştir. Ne var ki, infazının mümkün olmaması nedeniyle davacı taraf tavzih talebinde bulunmuş, Mahkemece 17.10.2006 tarihli ek kararla tavzih talebi kabul edilmiş, ancak bu karar da infaz edilememiştir. Bu kez davalı taraf 24.02.2017 havale tarihli dilekçesiyle mahkemeden tavzih isteminde bulunmuş, ancak mahkemece ek kararla HMK’nın 305/2. maddesi gerekçe gösterilerek istem reddedilmiştir.
Oysa dosyada mevcut bulunan Odunpazarı Tapu Sicil Müdürlüğü’nün 19.11.2018 havale tarihli yazısında, tescili istenen bağımsız bölümlerle ilgili olarak bazı bağımsız bölümlerde hisse miktarlarının kararda belirtilmediği gibi, (1) birden fazla mirasçı gruplarının olması nedeniyle hisselerinin ne olduğunun belirtilmesi gerektiği, yine (2) …miraçıları arasında…’ün isminin geçmediği, (3) …’in kimlik bilgilerinde tereddüt oluştuğu, (4) payların toplamında örtüşmeyen hususlar bulunduğu, birinci bodrum 8 nolu bağımsız bölüm için 1475/2661000 ibaresinin iki kez geçtiği, mahkeme kararının hüküm fıkrasında 13 nolu bağımsız bölüm için 50.000 pay olduğu halde, bilirkişi raporunda 500.000 olduğu, bu haliyle fark bulunduğu, bilirkişi raporunda pay ve payda toplamı eşit olduğu halde mahkeme kararında eşit olmadığı gerekçesiyle hükmün infaz edilemediği anlaşılmıştır. Bu haliyle infazı kabil bir karar bulunduğundan sözedilemez. Hükmün infaz edilebilmesi için tüm tereddütlerin ortadan kaldırılması zorunludur. Tapu Sicil Müdürlüğü’nce 14.04.2003 tarihli bilirkişi raporunda pay ve paydalar eşit olduğu açıklanmakla birlikte mahkemece bu konuda araştırma yapılmadan sonuca
Okundu.

varılmıştır. Bu haliyle hükmün infaz edilmesi mümkün olmadığından tavzih isteminin değerlendirilmesi zorunludur.
Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, HMK’nın 306. maddesindeki yönteme uygun şekilde gerektiğinde duruşma açılıp, aralarında emekli tapu sicil müdürü ve inşaat mühendisi bulunan bir bilirkişi heyeti oluşturmak suretiyle dosyada mevcut bulunan tüm bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporları da değerlendirilerek ve tarafların dosyaya sunacakları veraset ilamları ve Tapu Sicil Müdürlüğü yazısında bulunan noksanlıklar giderilmek suretiyle bilirkişi raporu alınıp, hükmü infaz edilebilecek şekilde bir karar vermek olmalıdır.
Bu hususlar gözetilmeden tavzih talebinin reddedilmesi hatalı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar tarafından temyiz olunan 05.03.2018 gün ve 1992/596 Esas ve 2003/708 Karar sayılı tavzih talebinin reddine dair kararın BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 42,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 12.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.