Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2019/1265 E. 2019/3659 K. 26.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1265
KARAR NO : 2019/3659
KARAR TARİHİ : 26.09.2019

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, araç tamirinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yürütülen icra takibine itirazın iptâli talebinden ibarettir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici vekili; davalının adına kayıtlı araçla trafikte kaza yaptığını ve aracının hasar gördüğünü aracın tamirinin kendisi tarafından yapıldığını, aracı sigorta eden … A.Ş.’nin araç tamir bedelini araç sahibi davalıya ödediğini ancak, davalının kendilerine ödeme yapmadığını, fatura kestiklerini ancak ödeme alamadıklarını, yaptıkları takibe haksız itiraz edildiğini, itirazın iptâli ile alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili; borçlarının bulunmadığını, takibe konu faturaya ilişkin mal ya da hizmet alınmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karar taraf vekillerince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmasa da sözlü eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu konusunda bir ihtilâf yoktur. Sözleşme ilişkisinin kurulduğu yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 366. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 481. maddesi); “Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmayıp, iş bedeli konusunda taraflar da anlaşmamışlarsa, iş bedelinin, yasanın sözü edilen bu hükmü uyarınca, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiç fiyatlarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından ve işin bedeli önceden kararlaştırılmayıp iş bedeli taraflar arasında çekişme konusu olduğuna göre sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 366. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 481. maddesi) uyarınca iş bedelinin dosyada bulunan delil, belge ve fotoğraflardan yararlanılarak yapıldığı yılın mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi ve belirlenen bu iş bedelinden de iş sahibi tarafından yasal delillerle ispatlanan ödemelerin düşülerek sonuca gidilmesi gerekir. Mahkemece, bu yönde bir incelemeye dayanmayan hesaplama yöntemi uygun olmayan rapora göre karar verildiği anlaşılmakta olup, bu raporla karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan; mahkemece davacı taşeron alacaklı yararına kabul edilen asıl alacağın %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ancak, İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmü gereğince, itirazın iptâli davasında, hükmolunan alacağa icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için anılan Kanun hükmünde öngörülen tüm yasal koşulların gerçekleşmesi ve bu kapsamda alacağın davalı borçlu tarafından belirlenebilir yani likit olması gerekir. Somut olayda alacak yargılama sonucu bilirkişi raporu ile belirlendiğinden likit değildir. Bu haliyle hüküm altına alınan asıl alacak yönünden icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerekirken kabulü de doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılması gereken iş; 6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı madde hükümlerine uygun olarak seçilecek konusunda uzman bilirkişiler kurulunca inceleme yapılmak suretiyle bilirkişiden işin yapıldığı yıl piyasa rayiçlerine göre iş bedelini belirleyen, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınarak hüküm kurmaktan ve alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar vermekten ibaret olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 143,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan, 143,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 26.09.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.