Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2019/217 E. 2019/4262 K. 31.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/217
KARAR NO : 2019/4262
KARAR TARİHİ : 31.10.2019

Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı yüklenici şirket, davalı arsa sahibinin sözleşmeye aykırı davrandığının tespiti ile aykırılık nedeniyle uğradığı 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL de manevi zararının tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, ıslah da gözetilerek maddi tazminat isteminin 200.956,00 TL’lik kısmının kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine, cezai şart ve vade farkı talepleri yönünden ise bu alacak kalemleriyle ilgili miktar belirtilip harçlandırılmak suretiyle usulüne uygun dava açılmadığından karar tesisine yer olmadığına dair verilen karar, davacı yüklenici şirket vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;Davacı yüklenici şirket vekili dava dilekçesinde müvekkilinin maddi zararlarını açıklarken, taraflar arasındaki sözleşme gereği yapılan ve yapılacak hakedişlere karşılık dört adet villanın verilmesi gerektiği halde verilmediğini, davacının imalâtları karşılığı toplam 525.810,11 TL tutarlı hakedişler düzenlendiğini, müvekkilinin talebi üzerine delil tespit dosyasında alınan bilirkişi heyeti raporunda da 450.956,00 TL’lik imalât gerçekleştirildiğinin belirlendiğini ileri sürmüştür. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında da davacının gerçekleştirdiği imalâtlar nedeniyle hak ettiği iş bedelinin 450.956,00 TL olduğu belirlenmiş ve mahkemece de imalât bedeli konusunda bu tespitlere itibar edilerek davacı vekilinin ıslah dilekçesi de gözetilmek suretiyle hak edilen imalât bedeli alacağından, davacı şirket temsilcisine kooperatif hissesi tahsis edilmesi nedeniyle sözleşmede villa bedeli olarak belirlenen 250.000,00 TL mahsup edilmek suretiyle bakiye 200.950,00 TL alacak hüküm altına alınmıştır. Davacı vekili kararı diğer temyiz nedenleri yanında yapılan bu mahsup işlemi yönünden de temyiz etmiştir.
Davacı şirket tüzel kişiliğinin davalı kooperatifte üyeliği ve aidat borcu bulunmadığı hususunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Mevcudiyeti tartışmalı olmakla birlikte davacı şirketin yetkili temsilcisinin davalı kooperatifte üyeliği ve aidat borcu bulunsa dahi ayrıca taahhüt etmiş olmadıkça yetkili temsilcisinin şahsi borcundan dolayı davacı şirketin sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu nedenle davacının hesaplanan imalât bedeli alacağının, yetkili temsilcisinin borcu nedeniyle mahsup yapılmaksızın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken mahsup sonucu alacağın 250.000,00 TL kısmının hüküm altına alınmaması hatalı olmuştur.Bununla birlikte hüküm fıkrasında davacının 6.672,00 TL yargılama gideri yaptığı belirtilerek haklılıkları oranında taraflara paylaştırılmış olup davacı vekili temyiz dilekçesinde delil tespiti sırasında yapılan masrafların yargılama giderlerine dahil edilmediğini ileri sürmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 332/2. maddesinde yargılama giderlerinin dökümünün hüküm altında gösterileceği belirtilmiş olmasına rağmen gösterilmemiş olması nedeniyle davacı temyizinin haklı olup olmadığı denetlenememektedir. Karar bu yönüyle de kanuna aykırıdır.Son olarak davacı taraf … 3. Noterliği’nin 20.09.2011 tarih ve 31095 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalıdan 525.810,11 TL alacağının 15 gün içerisinde ödenmesini talep ettiğinden ihtarnamenin tebliğ tarihi belirlenip 15 günlük ödeme süresi eklenerek hesaplanacak temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken mahkemece nasıl belirlendiği anlaşılamayan 10.12.2011 tarihinden itibaren faiz işletilmesi de doğru görülmemiştir.
Kararın bu nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur.SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 218,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 31.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.