Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2019/2414 E. 2019/3907 K. 14.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2414
KARAR NO : 2019/3907
KARAR TARİHİ : 14.10.2019

Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı vekili, müvekkilinin davaya konu faturalar kapsamında davalı şirkete malzeme, imalât ve işçilik hizmetlerinde bulunduğunu ve faturalardan kaynaklı alacağını tahsil edemediğini belirterek 10.12.2010 tarihli … seri nolu, 17.01.2011 tarihli … nolu ve 10.12.2010 tarihli … nolu faturalardan kaynaklı alacak talebini fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 15.000,00 TL olarak belirtmiş, tamamlama ile alacak talebini 808.424,00 TL’ye yükselterek alacağın davalı şirketten faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davacının 3 ayrı faturaya dayalı kısmi dava açamayacağını, davanın usulden reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak da; dava konusu ticari ilişkinin açıklanmadığını, fatura tarihlerinin 2010 ve 2011 yıllarına ait olduğunu, tanzim tarihlerinin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra dava açtığını, aradan geçen sürede müvekkili şirket ile bir teması ya da hesap mutabakatı gibi talebi de olmadığını, davacının …Asliye 5. Ticaret Mahkemesi’nin 2011/652 Esas sayılı dosyası ile 2011 yılında müvekkili şirket aleyhine dava açtığını, davanın reddedildiğini, aynı hususta yeni bir dava da açılmadığını, faturaların müvekkili şirketin ticari kayıtlarında yer aldığını, davacıdan bir kısım malzeme alındığını, fatura bedellerinin fazlasıyla ödendiğini, müvekkilinin sehven 20.574,80 TL davacı tarafa fazla ödeme yaptığını, cari hesap ekstresinden ve davacıya çek ile yapılan ödemelerden anlaşılacağı üzere 839.000,00 TL ödeme yapıldığını belirterek esastan da davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davalının fatura bedellerini çek vasıtasıyla ödediği, çekleri tahsil eden … ile davacı arasındaki ilişkinin iç ilişki olduğu ve davalıyı bağlamayacağı gerekçesine dayanılmış ise de; alınan bilirkişi raporunda, sadece ödemeye konu 23.12.2010 ve 10.06.2011 tarihli üç adet çek ile ilgili inceleme yapılmıştır. Kural olarak 818 sayılı BK’nın 32 ve 6098 sayılı TBK’nın 40. maddesi hükümlerine göre, yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar, alacak ve borçları temsil olunana intikâl eder. Hukuki muamelede bulunanın yetkili temsilci olmaması halinde, temsil olunanı bağlamayacağından şahsen sorumlu olur. Ancak 818 sayılı BK’nın 38 ve 6098 sayılı TBK’nın 46. maddelerinde, bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir hukuki işlem yaptığı ve bu işlemi temsil olunan tarafından onandığı ve icazet verildiği taktirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir.Somut olayda davacı, çekleri tahsil eden … isimli kişinin yetkili temsilcisi olmadığını, ciro amacıyla atılan imzanın kendilerine ait olmadığını iddia etmiş, davalı taraf ise fatura bedellerinin çekler ile ödendiğini savunmuştur. Mahkemece …’un yaptığı benzer işlemlerin temsil olunan tarafından benimsenip benimsenmediği, onanıp onanmadığı hususunda herhangi bir inceleme yapılmamıştır. …’un yetkili temsilci gibi davranıp davranmadığı konusunda inceleme yapılmamış olduğundan, ticaret sicil kayıtları ile gerekirse banka kayıtları da araştırılarak, defterler üzerinde inceleme yapılıp benzer işlemlerin… tarafından temsilci sıfatıyla hareket ederek yapılıp yapılmadığı, davacının …’u temsilcisi gibi görüp görmediği hususunda araştırma yapılıp, davacının temsilcisi olduğunun yahut temsilci gibi hareket ettiğinin anlaşılması halinde, şimdi olduğu gibi davanın reddine karar verilmeli, aksi halde ise davacının alacak miktarı saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ve araştırma ile bu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 143,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 14.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.