YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/516
KARAR NO : 2019/3842
KARAR TARİHİ : 09.10.2019
Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen kazada vefat eden yüklenicinin mirasçılarının, maddi ve manevi tazminat talebinden ibarettir. Davacılar yüklenicinin mirasçıları, davalılar ise; iş sahibidir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davacı vekilince süresinde temyiz edilmiştir.Davacılar vekili; müvekkillerinin miras bırakanı …’ın 02.12.2014 tarihinde davalıya ait işyerinin çatı aktarma ve yenileme işini yapmakta iken iskeleden düşmek suretiyle hayatını kaybettiğini, kazanın meydana gelmesinin de davalının açık kusurunun bulunduğunu, güvenli çalışma yapılması hiçbir bir tedbirin alınmadığını, çalışan işçilere emniyet kemerinin verilmediğini, davalı … hakkında … 2. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, davalı iş yerinde çalışırken vefat ettiğini, müteveffaya atfedilecek bir kusur olmadığını, meydana gelen iş kazasından dolayı davacı müvekkillerinin maddi olarak her türlü ihtiyaçlarını karşılayan desteklerini kaybettikleri gibi manevi olarak da büyük bir üzüntü yaşadıklarını ve halen üzüntülerinin devam ettiğini, açıklanan nedenlerle destekten yoksun kalan eşi … için 10.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL maddi, çocukları …, …, …, … ve …’in her biri için 2.000,00 TL manevi, 500.00’er TL maddi tazminat toplamı 23.500,00 TL tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kazanın meydana geldiği 01.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davalılardan …’in diğer davalı şirketin ortağı olup şirketten ayrı olarak iş yapmadığını işçi çalıştırılmadığını dava her ne kadar şirket adına açılmış ise de tüzel kişiliği haiz şirketlerde ortakların şirket borçlarından sorumluluklarının bulunmadığını, … yönünden husumet yokluğundan reddini istemiş, hayatını kaybeden …’ın serbest çalışan, kendi emri altında çalıştırdığı işçileri, kendi çalışma ekipmanları olan ve sipariş üzerine tamir-tadilat işi yapan bir kişi olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin müteveffa ile birkaç saat sürecek olan çatı onarımı-aktarma işinin belli bir ücret mukabilinde yapılması için anlaştığını, her ne kadar ceza dosyasında bilirkişi müvekkiline kusur atfetmiş ise de hukuk hakimi kesinleşmiş ceza kararına konu maddi olgularla bağlı olup, ceza yargılaması sürecinde belirlenen kusur oranları ile bağlı olmadığını, esasında müvekkilinin dosya konusu olayda kusuru olmadığını belirterek dava şartı yokluğu nedeni ile ve esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacıların murisi müteveffa … ile davalı … Gıda ve San. Ürünleri İmalâtı İç ve dış Tic. Ltd. Şti. arasında sözlü bir eser sözleşmesi ilişkisi kurulmuş olduğu açık olup, taraflar arasındaki ilişki işçi-işveren ilişkisi değildir. Taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğuna göre uyuşmazlığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddeleri hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 14.04.2018 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda, müteveffa …’nın mirasçıları davacıların destekten yoksun kalma tazminatının belirlendiği ve manevi tazminatın takdir edildiği anlaşılmaktadır.Dosya içerisinde bulunan olaya dair … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/105 Esas, 2016/472 Karar sayılı kararının incelenmesinden, davalı …’nin sanık olarak yargılandığı, yargılama sonucunda tam kusurlu bulunması sonucu, taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın temyiz aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Ceza mahkemesinde verilen mahkumiyet kararları hukuk hakimini bağlar ise de, cezada saptanan kusur oranı hukuk hakimini bağlamaz (mülga 818 sayılı BK. md. 53. 6098 sayılı TBK. 74.). Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre eser sözleşmesi ilişkisinde konunun uzmanı yükleniciler olduğundan gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü de yüklenicilere aittir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre, zararlandırıcı olayın gerçekleşmesine etkili olan yüklenici kusurunun tespitinde, iş güvenliği mevzuatından da yararlanılması olanaklı ise de, sadece bu mevzuata göre yüklenicinin kusuru belirlenemez. Çünkü, yüklenici işinin uzmanı sayılan, sorumlu meslek adamıdır. Yüklenici, eser sözleşmesi ile yüklendiği edimini yerine getirirken veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerekli tüm tedbirleri almakla ödevlidir. Yüklenici, işçi sayılamayacağından iş sahibinin denetimine de tâbi değildir. Yüklenicilerin, iş sahibine karşı Türk Borçlar Kanunu’nun 472. maddesi hükmünden kaynaklanan sadakat borcu ve aynı Kanun’un 471. maddesi hükmüne dayalı özen borcu söz konusudur. Türk Borçlar Kanunu’nun 471. maddesi hükmüne göre, yüklenicinin sorumluluğu, aynı Kanunu’nun 396. maddesinde belirtilen işçinin hizmet akdindeki sorumluluğu gibidir. Ancak, iş sahibine nazaran bağımsız çalışması, işin ehli olması da gözönünde bulundurularak sorumluluğu hizmet akdine göre çalışan işçiye nazaran daha ağır kabul edilmektedir. İş sahibinin zarara uğramasına neden olmaktan kaçınması, yüklenicinin “özen borcu” kapsamındadır. Açıklanan bu hukukî sebeplerle; kural olarak eser sözleşmesi ile yüklenilen edimlerin ifası sırasında veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerçekleşen zararlı olayların oluşumunda etkili olan yüklenicinin kusurunun, daima iş sahibinin kusurundan daha ağır derecede olması gerekir. Taraflar arasındaki ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu gözetilerek davalının, davacıların murisinin ölümünde kusurlu olup olmadığı, varsa oranının belirlenmesi için eser sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirme yapacak konunun uzmanlarından oluşan heyetten rapor alınması zorunludur. Mahkemece eser sözleşmesi hükümlerine göre konunun uzmanlarından oluşturulacak teknik heyetten rapor alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; gerekirse yerinde keşif de yapılmak suretiyle 6100 sayılı HMK’nın 266 ve devamı maddeleri hükümlerine uygun şekilde oluşturulacak konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kurulundan rapor alarak, davacıların murisine ve davalı iş sahibine ait kusur oranlarını, ağırlıklı kusurun yüklenicide olduğunu gözeterek eser sözleşmesinin ilke ve kurallarına göre belirlemek, iş sahibinin kusurlu olduğu anlaşılırsa bu kusur oranına göre destekten yoksun kalma tazminatını hesaplayan bilirkişiden ek rapor almak ve ayrıca manevi tazminat istemini de değerlendirmek ceza mahkemesince taksirle ölüme neden olma suçundan verilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz incelemesinin sonucu beklenerek, cezanın kesinleşmesi halinde ceza mahkemesinin kararı da gözetilerek sonucuna uygun bir karar vermekten ibaret olmalıdır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 09.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.