Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2019/909 E. 2019/3695 K. 30.09.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/909
KARAR NO : 2019/3695
KARAR TARİHİ : 30.09.2019

Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, arsa payı inşaat karşılığı sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş,görevli ve yetkili … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı davasında davalı arsa sahibi ile aralarında düzenlenen 29.01.2016 tarihli düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre sözleşmeden hemen sonra Kadastro Müdürlüğüne başvurarak ada parsel bazında düzeltim yaptırdıklarını, düzeltim tamamlandıktan sonra taşınmazın eğiminin %45 civarında olması sebebi ile bu yer için özel ön proje geliştirdiklerini, ön projenin Yalova Belediyesi İmar Müdürlüğü’nün görüşüne sunulduğunu, bu aşamada iken davalının 24.04.2016 tarihli ihtarnameyi göndererek sözleşmeyi feshettiğini, davalının fesih sebebi olarak ileri sürdüğü iddiaların mesnetsiz olduğunu, davalının sözleşmeyi haksız feshetmesi sonucu kazanç kaybına uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı savunmasında davacı şirketin sözleşmeden sonra hiç bir çalışma yapmadığını, tapu harçları ve proje masraflarını da ödemediğinden iki ay beklediklerini, sonradan davacının inşaatı yapacak maddi durumunun olmadığını öğrendiklerini bu nedenle sözleşmeyi haklı feshettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince sözleşmeye göre davacının sözleşme tarihinden itibaren altı ay içerisinde projelerin hazırlanması, inşaat ruhsatının alınması, kat irtifakının kurulması ve yirmi dört ay içerisinde de iskan alınarak dairelerin arsa sahibine teslim etmeyi üstlendiği, inşaat sözleşmesinde davacı vekili olarak gözüken …’ın inşaat şirketini temsile yetkili olmadığı, inşaata başlamadan önce inşaat için yapılması gereken ön hazırlıkların davacı tarafından yerine getirilmediği, projenin hazırlanmadığı, belediyeye ruhsat başvurusunda bulunulmadığı, mahallinde yapılan keşifte inşaata başlanmadığı, inşaat ile ilgili hiç bir girişimin olmadığı, sözleşmenin yapıldığı tarih ile fesih ihtarnamesinin düzenlendiği tarih arasındaki süre gözetildiğinde davacının bu süre içinde inşaata başlayabilme ihtimalinin bulunmadığı, sözleşme hükümlerine göre yüklenicinin yükümlülüğünde olduğu inşaatın hiç başlanmamış olması nedeniyle zararının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sözleşmede inşaata başlamak için kararlaştırılan 6 aylık sürenin sonu olan 29.07.2016 tarihinden önce sözleşmenin arsa sahibi tarafından 27.04.2016 tarihinde feshedilmesi ile feshin haksız olduğu, davacı yüklenicinin fesih sebebine göre menfi zararlarını isteyebilir ise de dosya münderacatında usulen ispatlanmış bir zararı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlendiği ihtilâfsız olan 29.01.2016 tarihli düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 7. maddesine göre imar durumunun alınmasından sonra altı ay içerisinde projelerin hazırlanması, inşaat ruhsatının alınması, kat irtifakının kurulması ve yirmi dört ay içerisinde de iskan alınarak dairelerin arsa sahibine teslim edilmesinin kabul edildiği, ilk altı aylık sürenin dolmasından önce davalı arsa sahibinin 27.04.2016 tarihli ihtarnameyi göndererek inşaatla ilgili faaliyetin bulunmadığı, yüklenicinin maddi zorluk içerisinde bulunduğu iddialarıyla sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. Sözleşmede inşaat ruhsatının alınması ile ilgili 6 aylık sürenin öngörüldüğü, ancak bu süre dahi beklenilmeksizin davalı tarafından soyut gerekçeler ile sözleşmenin haksız olarak tek yanlı feshedildiği anlaşılmaktadır. Nitekim arsa sahibinin fesihte haksız olduğu … Bölge Adliye Mahkemesi’nin 10. Hukuk Dairesi tarafından da kabul edilmiş, bu gerekçe davalı arsa sahibi tarafından temyiz edilmemiştir.
Bu durumda davacı yüklenicinin müspet zarar kapsamında “kazanç kaybını” istemekte haklı olduğunun kabulü gerekir. Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre eser sözleşmesinin karşı tarafın kusuru ile feshi halinde kâr kaybının hesabında 6098 sayılı TBK’nın 408. ve 438. maddesi hükmünde öngörülen yöntemin uygulanması gerekir. Sözü edilen bu yöntem “kesinti yöntemi”dir. Kesinti yöntemine göre davacı yüklenicinin
yapılmayan sözleşme konusu işlerden ötürü mahrum kaldığı kârın hesaplanabilmesi için; yapılmayan işin sözleşmesinin feshi tarihindeki bedeli saptandıktan sonra, bu bedelden yüklenicinin işi tamamlamaması nedeniyle tasarruf ettiği malzeme ve işçilik bedelleri ile genel giderleri, bu süre içinde başka bir iş bulup çalışmışsa elde ettiği kâr, başka bir iş bulmaktan kasten kaçınmışsa elde etmekten kaçındığı kâr tespit ettirilip, yapılmayan iş bedelinden çıkarmak suretiyle bulunan miktarın kâr kaybı olduğunun kabulüyle davalı arsa sahiplerinden tahsiline karar vermek gerekir. O nedenle mahkemece yapılacak iş; bilirkişi kurulundan alınacak ek rapor ile yukarıda belirtildiği şekilde davacı yüklenicinin kâr kaybı alacağı hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmesinden ibaret iken, belge sunulmadığı gerekçesiyle eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, verilen hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma kararı başvurunun esastan reddi kararına ilişkin olduğundan HMK 373/1. maddesi gereğince başvurunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve bozma kararı doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 218,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
30.09.2019 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.