YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/991
KARAR NO : 2019/4111
KARAR TARİHİ : 23.10.2019
Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, taşeron tarafından yüklenici aleyhine açılmış olup, taraflar arasında imzalanan 15.12.2011 tarihli genel imalât sözleşmesi 10.12.2011 tarihli işçilik 25.11.2011 tarihli boya işçiliği sözleşmelerinin davalı yüklenici tarafından haksız olarak feshedilmiş olması ve yükleniciye teminat olarak verilen bononun icra takibine konulmuş olması sebebiyle kâr kaybı alacağı, yapılan icra takibi nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece 15.12.2011 tarihli sözleşmeden dolayı açılan davanın reddine, diğer sözleşmeler nedeniyle talep edilen kâr kaybı alacaklarının ve menfi tespit isteminin kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-25.11.2011 ve 10.12.2011 tarihli sözleşmelerde avans ödemesi ve avans karşılığı teminat bonosu verileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. 15.12.2011 tarihli genel imalât sözleşmesinin ödeme başlıklı 4. maddesinin (c) bendinde iş emri açılan imalâtlar için şirketçe uygun görülmesi halinde işe başlarken işçilik tutarının en çok %50’si kadar iş avansı verebileceği kararlaştırılmış ise de bu sözleşmede de iş avansına karşılık teminat bonosu düzenleneceği ve verilecek avansa faiz yürütüleceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.Davacı taşeron menfi tespit davasına konu olan bononun işin teminatı olarak düzenlendiğini, 20.000,00 TL iş avansı aldığını kabul etmekle birlikte takibe konulan bono ve icra takibinin tamamı için borçlu bulunmadığının tespitini istemiştir. Davalı yüklenici davacı taşerona verdiği avansın 20.000,00 TL olduğunu, ancak alınan avansın faizi ile birlikte 30.000,00 TL olarak ödeneceğini taşeron kabul ettiğinden bononun 30.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiğini ve avansın iade edilmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Takip dayanağı borçlusu davacı taşeron, alacaklısı davalı yüklenici olan 15.08.2012 düzenleme, 21.11.2012 vade tarihli 30.000,00 TL meblağlı bononun bedel bölümünde malen düzenlendiği yazılıdır. Davalı yüklenici bononun verdiği avans ve faizinin karşılığı düzenlendiğini ileri sürerek bedel kaydını değiştirdiğinden (talil ettiğinden) Dairemiz ve Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre ispat külfeti davalı yükleniciye düşmektedir. Davalı yüklenici bononun alınan avansın faizi ile birlikte ödenmesi için 30.000,00 TL bedelli olarak düzenlendiği savunmasını yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Buna göre takip dayanağı bononun sözleşme ilişkisi nedeniyle teminat olarak verildiğinin kabulü gerekir, mahkemenin kabulü de bu doğrultudadır. Sözleşmeler nedeniyle davalının davacıdan verdiği avans dışında bir alacağı bulunduğuna dair iddiası ve savunması bulunmamaktadır. Dosya kapsamından davacı taşeronun 05.01.2012 tarihli talebi üzerine davalı yüklenicinin 06.01.2012 tarihinde banka havalesi ile davacıya 20.000,00 TL avans ödemesi yaptığı, sözleşmenin devamı süresince ve fesihten sonra alınan bu avansın davacı taşeronun hakedişlerinden mahsup edilmediği ve davalı yükleniciye ödenmediği anlaşılmaktadır. Az yukarıda belirtildiği gibi sözleşmelerde yüklenici tarafından taşerona verilecek avansa faiz uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Davalı yüklenici tarafından da icra takibinden önce avans olarak verilen paranın geri ödenmesi talep edilerek TBK’nın 117. maddesine göre taşeronun temerrüde düşürüldüğü ileri sürülüp, ispatlanmamıştır.Bu durumda mahkemece, davacı yüklenici taşerona verdiği 20.000,00 TL avans kendisine geri ödenmediğinden teminat olarak düzenlenen bononun ödenmeyen 20.000,00 TL avans miktarinca tahsilini talep etmekte haklı ise de, kalan 10.000,00 TL’lik kısmını talep etmekte haklı olmadığından ve iade edilmeyen avansla ilgili takipten önce taşeron temerrüde düşürülmediğinden menfi tespit isteminin 10.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne ve hesaplanan 25.11.2011 ile 10.12.2011 tarihli sözleşme nedeniyle kâr kaybı alacaklarının tahsiline karar verilmesi gerekirken avans alacağı ile ilgili taşeronun temerrüde düşürülmediği ve sözleşmede avansın verilme tarihinden itibaren faiz uygulanmasına dair hüküm bulunmadığı halde yanlış değerlendirme ile menfi tespit davasında yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 295,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 218,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 23.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.