Yargıtay Kararı 16. Ceza Dairesi 2015/1190 E. 2016/2339 K. 29.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1190
KARAR NO : 2016/2339
KARAR TARİHİ : 29.02.2016

TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.09.2014 tarih ve 2014/283890 sayılı yazısı ile,
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık …, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289/1 ve 52. maddeleri uyarınca 400,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair … 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.04.2014 tarihli ve 2014/290 esas, 2014/373 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
1-Muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289/1. maddesi kapsamında aynı Mahkemenin 05.04.2012 tarihli kararı ile 1.800,00 ve 100,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılan sanığın, işçi olarak çalıştığı iş yerinde yapılan haciz işlemi sonrasında yediemin sıfatıyla kendisine teslim edilen malların muhafazası amacıyla adrese gidildiğinde, iş yerinin taşındığı ve hacizli malların yerinde olmadığı anlaşıldığından, sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kendisine teslim edilen malların kaybolmasına sebebiyet vermesi şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289/3. maddesi kapsamındaki suçu oluşturacağı gerekçesiyle ilk kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince bozulması üzerine yapılan yargılamada, mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verildiği belirtilmesine karşın, hükme 289/3. madde yerine, tekrar 289/1. maddenin yazılması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 232/6. maddesine aykırı davranılmasmda,
2-Sanığa isnat edilen suçun kabul edilen niteliğine ve uygulanması gereken kanun maddesine göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 75. maddesi kapsamına girip ön ödemeye tabi bulunduğu ve Cumhuriyet Savcılığınca usulüne uygun ön ödeme ihtarı yapılmadan kamu davası açılmış olunduğu cihetle, anılan Kanun maddesi uyarınca, mahkemece sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği nazara alınmaksızın yazılı şekilde hükümlülük kararı verilmesinde,
3-Yargıtayca bozulan ilk kararda temel cezanın belirlenmesinde maddede öngörülen cezanın alt sınırı uygulanmış ve bu kararın sadece sanık tarafından temyiz edilmiş bulunmasına ve bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda verilen kararın gerekçe bölümünde, asgari hadden uzaklaşıldığına ilişkin bir ibare bulunmamasına karşın, hüküm kısmında alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezanın teşdiden uvgulanması suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 61. maddesine aykırı davranılmasında,
İsabet görülmemiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 18.07.2014 gün ve 94660652-105-06-7548-2014-14872/49639 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I- Olay:
Alacaklı … tarafından borçlular …Tic. Ltd. Şti. ve …hakkında yapılan icra takibinde borçlulardan …Tic. Ltd. Şti. adresinde 19.08.2009 tarihinde haciz işlemi yapılarak menkullerin sanığa yediemin olarak teslim edildiği, 01.10.2009 tarihinde yapılan tesbitte ise hacizli menkullerin belirtilen adreste olmadığının tesbit edildiği, sanık hakkında TCK’nın 289/1, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması amacıyla … 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/605 esas sayılı dosyası ile dava açıldığı ve sanığın 03.12.2013 tarihli karar ile TCK’nın 289/1, 50/1, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyetine karar verildiği, kararın sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesi 30.10.2013 tarihinde sanığa atılı suçun Türk Ceza Kanununun 289/3. maddesi kapsamındaki suçu oluşturacağı gerekçesiyle mahkeme kararının bozulduğu, mahkemece bozmaya uyularak verilen kararda sanığın TCK’nın 289/1, 52. maddeleri gereğince 400 – TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar verdiği anlaşılmıştır.
II- Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:
Dosya kapsamına göre;
Muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289/1. maddesi kapsamında aynı Mahkemenin 05.04.2012 tarihli kararı ile 1.800,00 ve 100,00 Türk Lirası adli para cezaları ile cezalandırılan sanığın, işçi olarak çalıştığı iş yerinde yapılan haciz işlemi sonrasında yediemin sıfatıyla kendisine teslim edilen malların muhafazası amacıyla adrese gidildiğinde, iş yerinin taşındığı ve hacizli malların yerinde olmadığı anlaşılan olayda,
1-Sanığın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak kendisine teslim edilen malların kaybolmasına sebebiyet vermesi şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289/3. maddesi kapsamındaki suçu oluşturacağı gerekçesiyle ilk kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince bozulması üzerine yapılan yargılamada, mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verildiği belirtilmesine karşın, hükme 289/3. madde yerine, tekrar 289/1. maddenin yazılması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 232/6. maddesine aykırı davranılmasında,
2-Sanığa isnat edilen suçun kabul edilen niteliğine ve uygulanması gereken kanun maddesine göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 75. maddesi kapsamına girip ön ödemeye tabi bulunduğu ve Cumhuriyet Savcılığınca usulüne uygun ön ödeme ihtarı yapılmadan kamu davası açılmış olunduğu cihetle, anılan Kanun maddesi uyarınca, mahkemece sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği nazara alınmaksızın yazılı şekilde hükümlülük kararı verilmesinde,
3-Yargıtayca bozulan ilk kararda temel cezanın belirlenmesinde maddede öngörülen cezanın alt sınırı uygulanmış ve bu kararın sadece sanık tarafından temyiz edilmiş bulunmasına ve bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda verilen kararın gerekçe bölümünde, asgari hadden uzaklaşıldığma ilişkin bir ibare bulunmamasına karşın, hüküm kısmında alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezanın teşdiden uygulanması suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 61. maddesine aykırı davranılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın konusunu oluşturmaktadır.
III- Hukuksal Değerlendirme:
1-Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 30.10.2013 tarih ve 2013/7204 esas sayılı kararı ile sanığın eyleminin TCK’nın 289/3 maddesindeki suçu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararının bozulduğu, bozma ilamına uyulmasına karar verilmesine rağmen TCK’nın 289/3. maddesinde tanımlanan suç için anılan fıkrada öngörülen cezanın türü itibariyle aynı Kanunun 75. maddesi uyarınca suçun ön ödemeye tabi olduğu gözetilip mahkemece sanığa usulüne uygun ön ödeme bildirimi yapılarak, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiren yazılı şekilde sanığın ccezalandırılmasına karar verilmesinde,
2-Kabule göre de;
a)Bozmaya uyularak sanığın eyleminin TCK’nın 289/3 maddesindeki suçu oluşturduğu kabul edilmesine rağmen hüküm fıkrasında TCK’nın 289/1. maddesi gereğince denilerek TCK’nın 289/3. maddesinde yazılı cezanın uygulanmasında,
b)Bozma ilamından önce verilen kararda sanık hakkında alt sınırdan ceza tayin edildiği, bu kararın sanık tarafından temyizi üzerine kararın bozulduğu ve bozma sonrası verilen kararda, ilk kararda belirtilen gerekçeler dışında ayrıca bir gerekçe gösterilmeksizin alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle teşdiden ceza verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, …, 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.04.2014 tarih, 2014/290 esas ve 2014/373 sayılı kararındaki muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün CMK’nın 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma ilamına göre gereğinin yerel mahkemece takdiri ve ifası için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.