YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1231
KARAR NO : 2017/1
KARAR TARİHİ : 02.01.2017
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2015 tarih, 2015/22344 sayılı Kanun Yararına Bozma istemi ile;
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet suçundan sanık …’ın anılan Kanunun 32/1 (üç kez) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62/1. (üç kez) maddeleri uyarınca üç defa 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2012 tarihli ve 2012/575 esas, 2012/551 sayılı Kararını kapsayan dosya incelendi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli ve 2013/386 esas, 2014/353 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa yüklenen suçun tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı cihetle anılan maddenin birinci fıkrasının “b” bendinde yer alan “kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir” şeklindeki düzenlemeye göre sanık hakkındaki kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 13.01.2015 gün ve 94660652-105-21-10592-2014-1167/2662 sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak tebliğ olunmuştur.
I-OLAY:
Sanık … 22.10.2008, 14.02.2009 ve 06.04.2009 tarihlerinde 3 kez kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak yapılan ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmayıp güvenlik güçlerine direnmesi nedeniyle Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2012 tarih 2012/575-551 sayılı kararıyla 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve TCK’nın 62. maddeleri gereğince 3 kez 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Temyiz edilmeyen hüküm 08.01.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Kanun yararına bozma talebi ile sanık hakkında açılan davanın 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
II-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
2009 yılında işlenen 2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesine muhalefet suçunun 6352 sayılı Kanunun 1. maddesi kapsamında kalan suçlardan olup olmadığına ilişkindir.
III-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Dosya kapsamına göre; 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun “Dava ve Cezaların Ertelenmesi” kenar başlıklı geçici 1. maddesinde yer alan,
“(1)31.12.2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;
a)Soruşturma evresinde, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171’inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine,
b)Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,
c)Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine,
karar verilir.
(4)Bu madde hükümlerine göre cezanın infazının ertelenmesi hâlinde erteleme süresince ceza zamanaşımı durur; kamu davasının açılmasının veya kovuşturmanın ertelenmesi hâlinde, erteleme süresince dava zamanaşımı ve dava süreleri durur.
(6)Birinci fıkra kapsamına giren suçlardan dolayı verilmiş mahkûmiyet hükmünün infazının tamamlanmış olması hâlinde bu mahkûmiyet hükmüne bağlı yasaklanmış hakların 25.05.2005 tarihli ve 5352 sayılı Adlî Sicil Kanununun 13/A maddesindeki şartlar aranmaksızın geri verilmesine karar verilir.
(7)Bu madde hükümlerine göre verilen kamu davasının açılmasının, kovuşturmanın veya cezanın infazının ertelenmesi kararları adlî sicilde bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.
(8)Bu madde hükümlerine göre kamu davasının açılmasının, kovuşturmanın veya cezanın infazının ertelenmesi kararlarının verildiği hâllerde, bu suçlar 26.09.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun erteleme ve tekerrüre ilişkin hükümlerinin uygulanmasında göz önünde bulundurulmaz,” şeklindeki düzenleme ve 6352 sayılı Kanunun genel gerekçesinde yer alan;
“Temel hak ve hürriyetlerden kabul edilen ifade ve basın özgürlüğü, çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez ve devredilemez bir hak olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, ifade hürriyeti, birçok uluslararası belgeye konu olmuş, Anayasamızda da ayrıntılı düzenlemelere tâbi tutulmuştur. Bu özgürlüğün kullanım araçlarından biri de
basın yahut sözlü veya görüntülü yayın araçlarıdır. Bu araçların, amacına uygun olarak işlevlerini yerine getirmeleri bakımından korunmaları demokratik toplumlarda asıl olup, bu anlamda basın ve yayın özgürlüğü önündeki engeller kaldırılarak ve güvenceler sağlanarak, haber ve düşünceyi özgür kılmak hedeflenmektedir. Bu nedenle, basın yayın yoluyla işlenen suçlara ilişkin dava ve cezaların infazının ertelenmesi ilişkin bazı düzenlemeler yapılması toplumsal barışın sağlanması ve sürdürülmesi bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Önem taşıması nedeniyle basın yoluyla ya da sair düşünce açıklama yöntemleriyle işlenen suçlar yönünden erteleme imkânı getirilmiştir.” şeklindeki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde,
6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde düzenlenen “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesinin, AİHM kararlarında da belirtildiği üzere sadece basın hürriyeti ve siyasi düşünce açıklamalarını kapsamadığı, düşünce açıklama hürriyetini kullanmak suretiyle işlenen suçları da içerdiği, düşünce açıklamalarının dış dünyaya ne şekilde aktarıldığının önem taşımadığı, bu aktarımın, doğrudan doğruya olabileceği gibi, söz ve yazı dışında bir hareketle de gerçekleşebileceği cihetle,
Somut olayımızda, sanığın izinsiz olarak toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılarak gerçekleştirmiş olduğu eyleminin gerçekleşme biçimi göz önüne alındığında, ifade hürriyeti kapsamında düşünce açıklaması niteliğinde olduğu, 6352 sayılı Kanunun düzenleniş şekli, gerekçesi ve amacı dikkate alındığında, sanığın eyleminin anılan Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında kaldığı anlaşılmakla, sanık hakkında 2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesine muhalefet etmek suçundan açılan dava ile ilgili olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar vermek gerekirken yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle, yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı görülmüş olup hükmün bozulması, yeniden yargılama gerektirmeyen bu durum nedeniyle Dairemizce aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir.
IV- SONUÇ ve KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Hükümlü … hakkındaki Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2012 tarih, 2012/575 – 551 sayılı kararı CMK’nın 309/4-d maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA,
2-Sanık …’ın 22.10.2008, 14.02.2009 ve 06.04.2009 tarihlerinde işlemiş olduğu 2911 sayılı Kanunun 32/1. maddesine muhalefet suçundan açılan kamu davasının 6352 sayılı Kanunun geçici 1/b maddesi gereğince KOVUŞTURMANIN ERTELENMESİNE,
3-Sanığın erteleme kararının kesinleştiği tarihten itibaren 3 yıl içinde basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle; temel şekli itibariyle adli para cezasının ya da üst sınır 5 yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suç işlemesi ve bu suçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkum olunduğu takdirde, ertelenen KOVUŞTURMAYA DEVAM EDİLMESİNE,
4-Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren 3 yıl içinde basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle; temel şekli itibariyle adli para cezasını ya da üst sınır 5 yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suç işlemediği takdirde ertelen davanın DÜŞÜRÜLMESİNE,
5-Sanık hakkında tali karar fişi düzenlenerek Adalet Bakanlığı Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,
Kararın sanığa tebliğinden itibaren 7 gün içinde yazılı olarak Dairemize başvurmak ya da zabıt katibine tutanak tutturmak suretiyle 17. Ceza Dairesine itirazı kabil olmak üzere sanığın yokluğunda oybirliğiyle verilen karar mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.