YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/1714
KARAR NO : 2016/2401
KARAR TARİHİ : 19.04.2016
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma
Hüküm : 3713 sayılı Kanunun 7/2-2. cümlesi, TCK’nın 62,
50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-) Sanığa atılı suçun tarihi, işlenme yöntemi ve temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre; hükümden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1/b maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-) Kabul ve uygulamaya göre de;
a-) Her ne kadar gerekçeli kararda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın neden kaldırılıp hükmün açıklandığı belirtilmiş ise de; mahkumiyet hükmünün kanuni gerekçesinin gösterilmediği bu bağlamda, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için soruşturmaya ilişkin belgeler ile kararın dayandığı tüm kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere göre isnat edilen ve suç oluşturduğu kabul edilen eylemin karar yerinde gösterilmesi ve bu hususun gerekçeye yansıtılması gerektiği gözetilmeden, gerekçeden yoksun şekilde hüküm kurulması suretiyle, Anayasanın 141, CMK’nın 34. ve 230. maddelerine muhalefet edilmesi,
b-) Sanık hakkında önceki hükmün aynen açıklanması gerekirken seçenek yaptırıma çevrilerek CMK 231/11 maddesi 1. cümlesinde düzenlenen “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar” hükmüne aykırı davranılması,
c-) Sanık hakkında tayin olunan adli para cezası taksitlendirilirken uygulama maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine uyulmaması,
d-) 01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle TCK’nın 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 sayılı CGTİK’nın 106. maddesinin 4 ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenerek 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde infazda TCK’nın 52/4. maddesine göre yetkiyi kısıtlayacak şekilde seçenek yaptırım olan adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 19.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.