YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1784
KARAR NO : 2007/1642
KARAR TARİHİ : 07.05.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 115 ada 160 parsel sayılı 95.518.86 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 2894.68 metrekarelik bölümün verasette iştirak olarak … evlatları … ve müşterekleri adına tesciline, (A) harfi ile gösterilen 2916.62 ve (C) harfi ile gösterilen 89 707.56 metrekarelik bölümlerin Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece taşınmazın temyize konu 2894.68 metrekarelik (B) bölümü üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşulları gerçekleştiği kabul edilerek bu bölümün davacı ve müşterekleri adına tesciline dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dinlenilen bilirkişi ve tanıklar taşınmazın 20 yılı aşkın süredir davacının babası, ölümüyle de davacı ve müşterekleri tarafından bir yıl nadasa bırakılıp bir yıl sürülerek kullanıldığını bildirmişlerdir. Uzman ziraat bilirkişisi raporunda ise; temyize konu (B) bölümünün toprak derinliğinin sığ olduğu, meyil yönünden dik arazi tipinde olup, tarım teknikleri (teraslama veya sekileme) ile bağ ve meyve bahçesi olarak kullanılabilir nitelikte olduğu, davalı parsel sahibinin böyle bir çalışma yapmamış olduğu, ancak taşınmazın tarım arazisi olduğu belirtilmiştir. Ziraat bilirkişi raporu taşınmazın hangi nedenle tarım arazisi olduğunu açıklamaya yeterli bulunmadığından kendi içinde ve dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları ile çelişmektedir. Taşınmazın ziraate müsait olup olmaması ile fiilen 20 yılı aşkın süredir ziraat edilmiş olması farklı kavramlar olup hukuki sonuçları da davanın esasını teşkil etmektedir. Tespitte taşınmazın cinsi ham toprak olarak gösterildiğine göre; mahkemece taşınmazın niteliği ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli, başlangıcı ve süresi yöntemince incelenmeli, bu nedenle taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak , üç kişilik uzman ziraat yüksek veya ziraat mühendisleri kurulundan taşınmazın niteliği hususunda kapsamlı rapor alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüşü hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri çevre parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, mahkemenin taşınmaz ile ilgili gözlemi keşif tutanağına yazılmalı, teknik bilirkişiye keşfi izlemeye elverişli rapor ve kroki tanzim ettirilmeli, tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 7.5.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.