Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/3852 E. 2007/3508 K. 03.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3852
KARAR NO : 2007/3508
KARAR TARİHİ : 03.10.2007

MAHKEMESİ : İnegöl İcra Mahkemesi

Ödeme şartını ihlal suçundan sanık …’ın 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 1 ay hafif hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, İnegöl İcra Mahkemesinin 21.04.2005 tarihli ve 2004/3925 esas ve 2005/452 sayılı kararın infazı sırasında,1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın anılan Kanun’un 340.maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair, aynı Mahkemenin 24.06.2005 tarihli ve 2004/3925-2005/452 sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 24.07.2007 gün ve 39707 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 16.08.2007 gün ve K.Y.B:2007/165242 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğnamede, dosya kapsamına göre, hükmün kesinleşmesinden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340.maddesindeki yaptırım, tazyik hapsi olarak belirlenmiş ise de aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanunla değişik 7.maddesi 1.fıkrasında, “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür”şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.maddesi nazara alındığında, 5252 sayılı Kanun’un 7.maddesi 1.fıkrasındaki hükmün sanık lehine olduğu cihetle, sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında İnegöl İcra Müdürlüğünün 2004/1310 esas sayılı dosyasında yapılan takip sırasında 21.9.2004 tarihinde icra müdür yardımcısı huzurunda alacaklı vekilinin kabulüyle düzenlenen “Haciz, muhafaza tutanağı” başlıklı tutanakta borç miktarının hiç bir şekilde gösterilmediği, borçlu tarafından da “borcunun 100.000.000.TL’nı bugün 29.9.2004 tarihinde 200.000.000 TL ve müteakip her ayın 29’unda 200.000.000 TL ödeyerek dosya borcunu ödemeyi kabul ve taahhüt ederim” şeklinde taahhütde bulunduğu saptanmıştır.
Her ne kadar tebliğname ile sanık hakkında mahkemece idari para cezasına hükmedilmesi gerekirken, 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesinin isabetsizliği nedeniyle kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de, benzer konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.10.1988 tarih, 8/310-390 sayılı kararında “işin başlangıcında ve esasına gidilip eylemin suç olup olmadığı belirlenmeden sonuç kararda kanuna muhalefet hallerini araştırıp tartışmak temelsiz ve anlamsız bir çalışmadır. Bu itibarla kanuna muhalefet nedenleri olarak açıkça ifade olunmasa dahi eylemin suç oluşturup oluşturmadığını araştırmak gerekli ve zorunludur”. şeklindeki değerlendirmesi esas alınarak yapılan incelemede borçlu sanığa isnat edilen suçun oluşmadığı anlaşılmakla, tebliğname ile talep edilen hususu tartışmakta hukuki yarar görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.2.2001 tarih, 2001/8-19 esas ve 2001/26 sayılı kararında da belirtildiği üzere, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.
Somut olayda tutanaktan toplam borç gösterilmediği gibi, borcun hangi ayın 29’unda biteceğinin de belirtilemediği borçlu tarafından ne miktar borca taahhütte bulunulduğu net olarak olarak belirli değildir. Bu durumda geçerli bir taahhütten söz edilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görülmekle İnegöl İcra Mahkemesinin 24.6.2005 gün ve 2004/3925-2005/452 sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMY’nın 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu sanık …’ın ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı beraatine, hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 3.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.