YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4299
KARAR NO : 2008/7181
KARAR TARİHİ : 11.11.2008
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden … ve … vekili Avukat … , … vs. vekili Avukat … ile Davacılardan … ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar tarafından 81 ila 91, 93 ila 98, 100, 102, 103, 104, 105, 107, 109 ila 116, 118 ila 121 ve 257 parseller hakkında Tapulama Mahkemesine açılan tesbite itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda mahkemenin görevsizliğine dair verilen karar, 17. Hukuk Dairesinin 14.10.1997 tarih 2876–4940 sayılı ilamıyla özetle; “davacılar tarafından dava konusu taşınmazların tesbitine itiraz edilmemekle tesbitlerinin kesinleştiği, katılma isteğinin ancak komisyon kararının tebliği üzerine henüz tesbitleri kesinleşmeyen taşınmazlarla ilgili olarak süresinde açılan davalar için geçerli olduğu, kesinleşen taşınmazlara ilişkin açılan davaya, komisyon kararına karşı süresi içinde dava açmayan … ve … ile onlarla birlikte hareket eden … , … , … ve …’nin katılma isteklerinin hukuken sonuç doğurmayacağı ve davanın esastan incelenmesini gerektirmeyeceği” açıklanıp “sözkonusu parsellere ilişkin davacı ve katılanların davaları yönünden görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına” değinilmek suretiyle onanmıştır. Görevsizlik kararı üzerine dava Asliye Hukuk Mahkemesi esasına kaydedilmiş ve yapılan yargılama sonunda mahkemece, “Davacı … ve diğer davacılar ile müdahiller tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına, müdahiller …, … ve … ’un talepleri hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş; hüküm, müdahiller … , …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik olmamasına, kararın usul ve yasaya uygun bulunmasına göre müdahil Şevket Kaboğan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle bu kişi hakkında “davanın açılmamış sayılmasına” dair verilen hükmün ONANMASINA,
2) … , … ve …’nin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, adı geçen kişilerin kadastro tesbitine süresi içinde itiraz etmedikleri ve kadastro mahkemesinde süresi içinde açılmamış bulunan bir davaya müdahalelerinin hukukça değer taşımadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun değildir. Hukukumuzda davaya müdahale asli ve fer’i müdahale olarak iki şekilde yer almaktadır. Fer’i müdahale Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 53 ila 58. maddelerinde düzenlenmiştir. Asli müdahale ise Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmemiş ancak Yargıtay İçtihatlarında ve öğretide benimsenmiştir. 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun 48/c ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26/D maddeleri hükümleri uyarınca kadastro mahkemelerinde de asli müdahale mümkün bulunmaktadır. Uygulamada, yeni davanın ayrı bir esasa kaydedilmesi ve daha sonra irtibat nedeniyle davaların birleştirilmesi yerine usul ekonomisi açısından derdest davaya asli müdahale yoluyla katılma yöntemi ittifakla benimsenmiştir. Asli müdahale, dava konusu üzerinde, derdest davadan bağımsız olarak hak talebini içeren ikinci bir davadır. Bu nedenle asli müdahalenin kural olarak bir dilekçe ile yapılması, bu dilekçenin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 179. maddesinde yazılı unsurları içermesi ve harçlandırılması gerekmektedir. Kadastro davalarında basit yargılama usulü uygulandığı için davaya katılma istemi bir dilekçe ile olabileceği gibi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 474. maddesi uyarınca tutanağa yazdırma suretiyle de olabilir. 766 sayılı Tapulama Kanunu’na göre kadastro davaları harca tabi değilken, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca kadastro davaları harca tabi hale getirilmiştir. Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 09.10.1987 tarihinden sonra açılacak kadastro davaları ve bu davalara yapılacak asli müdahaleler harca tabi bulunmaktadır. Somut olayda, çekişmeli taşınmazların kadastro tesbitleri 1972 yılında ve 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca yapılmış, bir kısım şahıslar tarafından tesbite itiraz edilmesi üzerine Tapulama Komisyonunca bir kısım itirazların kabulü ile bir kısım itirazların reddine karar verilmiş ve bu karar ilgililerine tebliğ edilmiş, komisyon kararına karşı … Yavuzarslan ve arkadaşları tarafından Tapulama Mahkemesinde dava açılmıştır. Tapulama Mahkemesinde dava devam ederken … 26.07.1982,
… 11.01.1984 ve … ise 16.06.1993 tarihli dilekçeleri ile müdahale talebinde bulunmuşlardır. Tapulama Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davacıların Komisyon kararına karşı itiraz etmedikleri, tesbitlere itiraz edenler tarafından süresi içinde dava açılmadığı ve bu şekilde kadastro tesbitlerinin kesinleştiği, kesinleşen tesbitlere karşı Kadastro Mahkemesinde dava açılamayacağı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve bu karar 17. Hukuk Dairesi’nin yukarıda özetlenen 14.10.1997 tarih ve 2876– 4940 sayılı ilamı ile onanmıştır. … , … ve Buban Teke tarafından süresi içinde Kadastro Mahkemesine müracaat edilerek dosyanın görevli ve yetkili Siverek Asliye Hukuk Mahkemesine nakli sağlanmış ve dava takip edilmiştir. Adı geçenlerce tapulama tesbitine karşı süresi içinde itiraz edilmediği ve ortada süresi içinde açılmış bir dava bulunmadığı için talepleri konusunda Kadastro Mahkemesinin görevsiz olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. İhtilaf, görevsiz olan Kadastro Mahkemesinde derdest bulunan davaya asli müdahale talebinde bulunulmasının hukuk karşısında sonuç doğurup doğurmayacağı noktasındadır. Temyiz eden müdahiller … ve … 3402 sayılı Kadastro Kanununun yürürlüğe girmesinden önce, … Teke ise bu tarihten sonra davaya katılma isteminde bulunmuşlardır. Yukarıda da açıklandığı üzere asli müdahale talebi esasen yeni bir dava anlamına gelmektedir. O halde sorun görevsiz mahkemede açılan davanın hukuk karşısında sonucunun ne olacağı noktasında toplanmaktadır. Hukukumuzda görevsiz mahkemede açılan davanın yok hükmünde bulunduğunu gösteren herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Aksine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca, başka idari makam ya da yargı merciinin görevine giren bir dava kendisine arzedilen mahkeme bu müracaatı kabul ederek görevsizlik kararı vermek zorundadır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re’sen dikkate alınabileceği gibi yargılamanın her aşamasında taraflarca da ileri sürülebilir. 17. Hukuk Dairesinin yukarıda özetlenen onama ilamında yer alan “… katılma istekleri hukuken sonuç doğurmaz ve davanın esastan incelenmesini gerektirmez” şeklindeki açıklama, asıl davada Kadastro Mahkemesi görevsiz olup katılma talep edenler yönünden de kadastro tesbitleri kesinleşmiş bulunduğundan, görevsiz mahkemede devam eden yargılama sırasında vuku bulan katılma taleplerinin Kadastro Mahkemesinin görevi yönünden hukuken sonuç doğurmayacağı ve katılanların taleplerinin Kadastro Mahkemesince esastan incelenmesini gerektirmeyeceğini ifade etmektedir. Zira 17. Hukuk Dairesinin bu ilamına konu olan ve temyizen incelenen karar Kadastro Mahkemesi’nin “görevsizlik” kararıdır. 17. Hukuk Dairesinin söz konusu ilamına yanlış anlam verilerek ve yazılı gerekçelerle dilekçeyle müdahale talebinde bulunan temyiz edenlerin bu talepleri hususunda olumlu olumsuz hiçbir karar verilmesi gerekmediğini düşünmek hukuka, yukarıda açıklanan usul kurallarına ve hakkaniyete uygun düşmemektedir. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle, dava genel mahkemede görülmekle harca tabi olduğundan görevsiz mahkemede müdahale talebinde bulunan … , … ve … ’ye Harçlar Kanunu uyarınca gerekli yargı harçlarını yatırmaları için uygun kesin önel verilmeli, verilen önel içinde harçların yatırılmaması halinde dilekçelerinin reddine karar verilmelidir. Yargı harçlarının eksiksiz olarak yatırılması durumunda, dava genel mahkemeye aktarılmakla olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun usule ilişkin hükümlerinin uygulama yeri kalmayacağı, genel usul kuralları uyarınca elbirliği ile mülkiyet hükümleri ve zorunlu dava arkadaşlığı gereği mirasçıların davayı birlikte açmaları yada bir mirasçı tarafından açılan davaya diğer ortakların muvafakatının sağlanması yada Medeni Kanun’un 581- 630. maddeleri gereğince terekeye mümessil tayin edilmesinin zorunlu bulunduğu dikkate alınarak taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek yargılamaya devam olunmalıdır. Usul hükümleri ile Yargıtay İlamı yanlış yorumlanarak ve dosya kapsamına aykırı karar verilemez. Bu nedenlerle … , … ve … ’nin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 550.00 YTL. vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunan taraftan alınarak kendilerini duruşmada vekil ile temsil ettiren … , … ve … ‘ye verilmesine, 11.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.