YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4627
KARAR NO : 2007/4084
KARAR TARİHİ : 01.11.2007
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 158 ada 25 parsel sayılı 2968.83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı …, 158 ada 79 parsel sayılı 90.33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazların annesi … …’den intikal etmiş olup mirasçılar arasında taksim olmadığından üçüncü kişi …’a satışın geçersiz olduğu ve taşınmazların 25/32’şer paylarının adına tescili gerektiği iddialarına dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların reddine, dava konusu 158 ada 25 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı …, 158 ada 79 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; Çekişmeli taşınmazlar üzerinde 50 yılı aşkındır davacının kullanım ve zilyetliğinin bulunmadığı, … …’in sağlığında ilk eşi …’den intikal eden bazı taşınmazların zilyetliğini davacıya bıraktığı, uzun süreli kullanımın taksime karine olup bu karinenin aksini davacının ispat etmesi gerektiği, uzun süreli kullanıma karşı itirazının olmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazların 1927 yılında ölen … …’den kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, muris … …’in ölümünden sonra terekesinin mirasçıları olan oğlu davacı … ile eşi … … arasında usulen taksim edilip edilmediği, taksim edilmişse bu taşınmazların kimin payına düştüğü ile çekişmeli taşınmazlar üzerinde önce … … ve O’nun rızasıyla ikinci eşi …’den olma çocukları ve çocuklardan satın alan üçüncü kişilerin sürdürdükleri zilyetlik nedeniyle davalılar yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Taksimi iddia eden taraf; taksimin varlığını, tarihini, taksime bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, taksimde bütün paydaşlara verilen paylar ile akibetlerini tespit tarihine kadar taksimin bozulmadığını kanıtlamakla yükümlüdür. Muris … …’in ölüm tarihinde, davacı … (1) yaşındadır. … …’in, …’nin ölümünden sonra ikinci kez evlenerek çekişmeli taşınmazlar üzerine yerleştiği, davacıya da Domuzyolu Mevkiindeki bir veya iki taşınmaz ile komşu 77 parseli verdiği, 77 parsel ile bitişiğinde davacı …’ın kullandığı taşınmazların muris … ile kardeşleri arasında yapılan taksimde … payına değil, kardeşi … payına düştüğü ve davacıya da dayısı …’tan geçtiği, davacı …’ın çekişmeli taşınmazların kendisine ait olduğunu …’e karşı dile getirdiği, aralarında bu nedenle hep bir huzursuzluk olduğu, hatta mahkemeye de başvurduğu bilirkişi ve tanıklarca bildirildiği halde; mahkemece bu hususlarda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulmuştur. Eksik ve yetersiz araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; muris … …’in ölüm gününde terekesine dahil olan taşınmaz malları belirlendikten sonra bu taşınmazlara ait onaylı tutanak örnekleri ve varsa dayanakları kayıtlar ile varsa bu hususta taraflar arasında görülüp sonuçlanmış önceki dava dosyaları getirildikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşfe katılacak bilirkişi ve tanıklardan, muris … … terekesinin davacı … ile … arasında usulen taksim edilip edilmediği; taksim edilmişse hangi tarihte taksim edildiği, taksim tarihinden beri taşınmazların kimler tarafından kullanıldığı, taksimde hangi taşınmazların kimin payına düştüğü ile bu payların akibetlerinin ne olduğu, tespitte kimlerin adına yazıldıkları; muris … terekesine dahilken davacı … adına tespit edilen yer olup olmadığı, daha önce görülen davaların hangi taşınmazlar hakkında olduğu ile davaların nasıl sonuçlandığı, davacı …’in davalıların kullanımına rıza göstermesinin nedenleri ayrı ayrı sorulup saptanmalıdır. Bundan sonra; davacı … ile … … arasında usulen yapılmış bir taksimin var olduğu ve çekişmeli taşınmazların … … payına veya … payına düştüğü görülürse sonrasındaki akdi veya irsi ilişkiler buna göre değerlendirilerek varılacak sonuçlara göre bir hüküm kurulmalıdır. Davacı … ile … … arasında usulen yapılmış bir taksimin olmadığı görülürse, muris … …’in terekesinin iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi olacağı, … ile …’in tek başına zilyetliklerinin diğer mirasçı aleyhine hüküm doğurmayacağı gözetilmelidir. Ayrıca …’in ikinci eşi …’den olan çocuklarının …’in 1981 tarihinde ölümünden sonra muris … …’in mirasçısı olacakları, 1981 yılından önce …’in ikinci eşi …’den olan çocukları ile onlardan satın alan kişilerin mirasçı olmayıp üçüncü kişi durumunda oldukları, 1981 yılına kadar diğer koşullarının varlığı halinde lehlerine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinmenin gerçekleşip gerçekleşmediği hususları ayrı ayrı değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Eksik ve yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır. Davacı …’in temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.