Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/1263 E. 2008/890 K. 21.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1263
KARAR NO : 2008/890
KARAR TARİHİ : 21.02.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Dava konusu taşınmazın 209, 210 , 211, 212, 216, 217 ve 275 parsellerle bir bütün iken bölündüğü, bütünün tespitinin (20) nolu vergi kaydı ile 4.9.1944 tarih (7) sayılı tapu kaydına göre yapıldığı halde, bu kayıtların usulen ilk oluşumlarından itibaren tüm tedavül ve revizyonları ile getirtilmediği, bütünü dıştan çevreleyen komşu parsellerin dayanağı kayıtların aynı şekilde getirtilmediği belirtilerek, getirtilecek tüm bu kayıtların usulen yerine uygulanmaları ile kapsamlarının belirlenmesi, sınırlarının değişebilir nitelikte olması halinde miktarlarına değer verilmesi; hükümden sonra yürürlüğe giren 3402 sayılı Yasa’nın zilyetlikle edinme koşulları yönünden araştırma yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; çekişmeli parselin 1/3 hisselerle … evlatları …, … ve … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi; kabul ve değerlendirme de dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşacağından, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmesi ve önceki kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmiş hususlarının gözetilmesi zorunluluğu doğar. 1975 yılında yapılan tespit sırasında dava konusu 278 parsel sayılı taşınmaz, 209 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu ve vergi kaydının miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiş; itirazı kadastro komisyonunca reddedilen … oğlu …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ile zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden ise davacı taraf yararına edinme şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Mahkemenin 25.12.1985 tarihli önceki kararı ile taşınmazın 20.000 metrekare kısmının davacı …, bakiye 7200 metrekare kısmının tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Bu karar sadece Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle, 20.000 metrekare kısım yönünden araştırmaya yönelik bozulmuştur. 7200 metrekare kısım yönünden ise Hazine adına tescil kararı kesinleşmiştir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeden yeni kurulan hükümde taşınmazın tümü yönünden karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Ayrıca; hakim, dava açan ve davada taraf bulunan kişiler arasındaki uyuşmazlığı talep ve dava kapsamında çözmek ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm fıkrası oluşturmakla yükümlüdür. Komisyon kararına karşı … oğlu … tarafından dava açılmış, önceki kararda mirasçılar adına tescil hükmü kurulmuştur. İncelemeye konu mahkemenin 2.4.1993 tarihli kararında ise tespit ve dava tarihinden önce 1973 yılında ölü olduğu anlaşılan … oğlu … mirasçıları adına tescil hükmü kurulmuştur. …’ye ait nüfus kaydında mirasçıları arasında kayden görünmemekle birlikte; 4.9.1941 tarih (7) sayılı tapu kaydının edinme sebebindeki bilgiler ve 500/2000 hissenin … oğlu … adına kayıtlı olması ile … oğlu …’e ait nüfus kaydı bilgilerine göre, … ‘nin … adlı bir evladının daha olduğu ve dava açan kişinin de aynı kişi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davada taraf olmayan kişiler yararına tescil hükmü kurulmasında isabet bulunmamaktadır. Yine; önceki tarihli bozma ilamında işaret edildiği şekilde araştırma, inceleme ve uygulamada yapılmamıştır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde usulen belirlenecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları hazır olduğu halde ve komşu 204 ve 218 parsel sayılı taşınmazlara tespit sırasında uygulanmış vergi kayıtları ile aynı şekilde davalı olan 210, 211, 212, 216 ve 217 parsel sayılı taşınmazlara ait dava dosyaları da dosya içine getirtildikten sonra yeniden keşif yapılmalıdır. Mahallinde yapılacak bu keşifte; dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimin tarafından zilyet edildiği, ne zaman taksim ve ifraz edildiği, zilyetliğin kimden kime intikal ettiği, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı; komşu parsel kayıtlarının dava konusu taşınmazı ne okuduğu, aynı şekilde miktar fazlası olarak verilen taşınmazlarla ilgili davaların sonuçlanıp sonuçlanmadığı ile sonuçlanmışsa nasıl sonuçlandığı, taşınmaz üzerinde … oğlu … mirasçılarının mı yoksa … oğlu … mirasçılarının mı zilyet oldugu gibi hususlar mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel dayanakları ile denetlenmeli; beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeli; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde sağolan tespit ve komisyon inceleme tutanağı bilirkişileri dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı; keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı, uzman ziraat bilirkişisinden taşınmazın niteliğini bildirir rapor alınmalıdır. Bundan sonra bozma ilamında da işaret edildiği gibi belgesizden mülk edinme miktar sınırlaması ile taraflar yararına kesinleşmiş bölümler, taraflar yararına oluşmuş usuli kazanılmış haklar da gözetilerek; toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.2.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.