Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/3016 E. 2008/6783 K. 28.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3016
KARAR NO : 2008/6783
KARAR TARİHİ : 28.10.2008

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olduğunu, ancak kendisine daire verilmediğini ileri sürerek, F blok 1 nolu dairenin tapusunun iptaliyle, müvekkili adına üye olarak tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif vekili, davacının daha önce açılan davada üyeliğinin tespitine karar verilen kişilerden olmadığını, ayrıca davaya konu daireden mahkeme kararına dayalı olarak davacının tahliye edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalı kooperatif aleyhine daha önce açılan üyelik tespiti davasında toplanan deliller ile eldeki davada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacının imzası kabul edilen yazılı istifa dilekçesinin aksinin ispat edilemediği, ayrıca bir başka mahkeme kararıyla da dava konusu yer hakkında müdahalenin önlenmesine karar verildiği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğine dayalı olarak dairenin tapusunun iptali ile üye adına tescili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. İlke olarak, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan davalarda, yargılama sırasında bu sıfat sona erecek olursa, bu durumda mahkemenin davanın sıfat yokluğundan reddine karar vermekle yetinmesi gerekir. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu sübjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı sıfatı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gereklidir. (Bkz. Prof. Dr. B.Kuru, HMU, I.c, İstanbul, 1991, s.756.vd.) Bu nedenlerle, somut olayda davacının kooperatif üyesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi kural olarak doğrudur. Ancak, mahkeme kararında esas alınan ve daha önce görülen mahkeme kararında, 41 kişinin üyeliğine karar verilirken, davacının durumundaki birçok kişi bakımından, bu kişilerin davada davacı olmadıkları için üyeliklerinin tespitine karar verilmesinin yanlış olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bunun üzerine davacı ile birçok kişi Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesinde 2001/405 esas sayılı dosyada üyelik tespiti davası açmışlardır. Bu dava halen derdesttir. Bu nedenle anılan davanın sonucunun beklenmesi gereklidir. Diğer yandan, hükme esas alınan müdahalenin önlenmesi davasında da tapu kaydının davacı kooperatif adına kayıtlı olmasına dayanılarak dava kabul edilmiştir. Oysa eldeki bu davada tapu kaydına dayanılmamaktadır. Üyelik
./…

2008/3016-6783 SH.

ilişkisine dayanılmaktadır. Hal böyle olunca davacının açmış olduğu üyelik tespiti davasının sonucunun beklenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 28.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.