YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3261
KARAR NO : 2008/7597
KARAR TARİHİ : 25.11.2008
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında, kooperatif hukukundan kaynaklanan alacak ve tazminat ile bunlara ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemlerine ilişkin asıl ve birleşen karşı dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Asıl davada davacı kooperatif vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan davalının, kooperatifteki payını devrettikten sonra müdürlük sıfatı kazandığını, bu şekilde tapu gideri olarak üyelerden fazla para tahsil ettiğini, ayrıca kooperatiften muhtelif tarihli makbuzlarla haksız olarak paralar tahsil ettiğini, fazla alınan paraların iadesi amacıyla başlatılan 2000/3918 sayılı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş; bu dava ile birleştirilen karşı davanın ise reddini istemiştir. Davalı birleşen karşı davanın davacısı vekili, asıl davanın reddini istemiş, bu dava ile birleşen karşı davasında ise, kooperatif yönetiminin ilave inşaat ve imalatlar yapılması için kararlar aldığını, bu konuda kendisine tam yetki verildiğini, çeşitli tarihlerde toplam 7.150.000.000-TL ödenmesine karar verildiği halde ödeme yapılmadığını, bu konuda başlattığı 1998/1374 sayılı icra takibinin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, anılan miktarın davacı karşı dava davalısı kooperatiften tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemenin, asıl davanın reddi ve birleşen davanın 7.150.000.000-TL asıl alacak ve 11.982.243.180-TL faizi üzerinden kısmen kabulüne ilişkin kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuş; Yargıtay bozma ilamında özetle; “Asıl davanın reddinin doğru olduğu gerekçesiyle, bu davaya ilişkin temyiz istemlerinin reddine”, bu dava ile birleştirilen karşı dava bakımından ise “Karşı davadaki taleplerin 10.04.1997 tarihli eser sözleşmesi ile ilgili bulunmayıp, bu sözleşmeden önceki tarihlerde yönetim kurulunun bir takım imalatlar konusunda 25.12.1994 ile 11.01.1996 tarihleri arasında alınan kararlara yönelik olduğu, bu tarihler arasındaki yönetim kurulu kararları incelendiğinde, gerek 05.10.1995 tarihli ve gerekse 11.01.1996 tarihli yönetim kurulu kararlarında davalı karşı dava davacısına bir takım ödemelerin yapılması karar altına alındığı, ilke olarak yönetim kurulu, genel kurulda alınan kararlar çerçevesinde işlem yapma yetkisine sahip olup, aldığı kararlar ve sonuçlarının genel kurulun iradesine sunularak denetlenmesinin gerektiği, bu durumda mahkemece öncelikle anılan yönetim kurulu kararlarının genel kurul iradesine sunulup sunulmadığının, bilânçolarda gösterilip gösterilmediğinin araştırılarak, genel kurulun bu ödeme kararlarını benimseyip benimsemediğinin belirlenmesi gerektiği, yapılacak araştırma neticesinde genel kurulun bu ödeme kararlarını benimsediğinin belirlenmesi halinde, mahkemece bu kez karar altına alınan ödemelerin davalı karşı dava davacısına ödenip ödenmediği, dolayısıyla mükerrer ödeme olup olmayacağının araştırılmasının gerektiği, yapılan araştırma neticesinde genel kurulun anılan bu kararlara yönelik bir benimsemesinin bulunmadığının tespiti halinde ise,
davacı-karşı davalı kooperatif tarafından, davalı-karşı davacının kooperatif kasası gibi hareket ettiği, kendisinin kooperatif üyesi, müdür, kooperatif vekili, müteahhit sıfatlarının bulunduğunun savunulmuş olduğu, anılan uyuşmazlık yönünden kendisinin ticari mümessil olduğu, götürü hizmetler nedeniyle alacağını talep ettiği bildirilmiş olduğundan mahkemenin tarafların bu iddia ve savunmaları üzerinde etraflıca durarak bu konudaki delillerin toplanılması suretiyle alacağın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğine” değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davanın reddine, bu dava ile birleştirilen karşı davanın ise yönetim kurulu kararlarında geçen ödemelere ilişkin genel kurullarda bunların benimsenmediğine ilişkin bir karar alınmadığı ve bu paraların davalı karşı davacıya ödenmediği gerekçeleriyle 7.150.00 YTL asıl alacak ve 13.261,26-YTL işlemiş faizi üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı kooperatif vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak hüküm kurulmuş ise de; bozma ilamında belirtilen hususlar yerine tam olarak getirilmemiştir. Yargıtay bozma ilamında, yönetim kurulu kararına dayalı alacaklara ilişkin olarak, yönetim kurulu kararlarının genel kurulun iradesine sunulması ve benimsenmesi halinde bu alacağın istenebileceği belirtildiği halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, karar defteri ve genel kurul kararları suretlerine göre anılan yönetim kurulu kararlarının uygulanmaması yönünde bir karar alınmadığı görüşü bildirilmiş ve buna göre mahkemece bu yönetim kurulu kararlarının genel kurulca benimsendiği sonucuna varılmıştır. Oysa bozma ilamında aksine bir karar alınıp alınmadığı değil, kooperatifin tüm kayıt ve belgeleri incelenmek suretiyle, alacağa konu yönetim kurulu kararının açıkça genel kurul tarafından benimsendiğinin ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Bu bağlamda, “uygulanmama yönünde karar alınmamasının” yönetim kurulu kararının genel kurulca benimsendiği anlamına gelmeyeceği de açıktır. Diğer yandan, bozma ilamında belirtilen ve talep edilen paranın daha önce ödenip ödenmediğinin araştırılması hususunda da “ödendiği ispatlanamamış olmasına” göre ödenmediği kabul edilmiştir. Bu konuda da esasen kooperatif defter ve kayıtları temin edilip incelenmeden, davaya konu alacağın davacıya ödendiği ispat edilemediği gerekçesiyle ödenmediği sonucuna varılması da mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece bozma ilamında belirtildiği üzere, kooperatifin tüm kayıt ve belgeleri temin edilerek, gerektiğinde bilânço ve mizanlar da incelenerek, davacıya ödeme yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararlarının genel kurulca benimsenip benimsenmediği hususunun açıklığa kavuşturulması, bunun sonucuna göre de yine kooperatif kayıtlarına göre bu paranın davacıya ödenip ödenmediği hususunun irdelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uyulan bozma ilamı gerekleri yerine getirilmeden, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 25.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.