Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/3755 E. 2008/7780 K. 02.12.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3755
KARAR NO : 2008/7780
KARAR TARİHİ : 02.12.2008

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı tazminat istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Ancak, hükmün miktarı itibarıyla, davanın HUMK’nun 438. maddesi gereğince duruşmalı olarak incelenebilecek davalardan olmaması nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, davalı kooperatifin üyesi olan müvekkilinin üyeliğinin inkâr edildiğini ve ödediği tutarın 250 katının iade edileceğinin bildirildiğini, oysa iade edilecek miktarın müvekkilinin ödemelerinin gerçek karşılığı olmadığını ileri sürerek, öncelikle dükkanın müvekkili adına tescil ve teslimini, bu olmaz ise arsa varsa arsa payının iadesini, bu da olmaz ise arsa payı bedeline mahsuben kooperatif hissesine düşen dükkanın rayiç değeri için şimdilik 3.000.000.000-TL’nin temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının üye olmadığını, üye aidatları ile dükkân yapılmasının mümkün olmadığını, kooperatifin alınan kredilerle işyeri yaptığını, buna rağmen iyi niyetli davranan kooperatifin bu şekilde para yatıranların parasını 250 misli olarak iadeyi kabul ettiğini, olayda zamanaşımının söz konusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemenin, kendisine bir işyeri ve arsa tahsis edilmeyen davacının rayiç değer esasına göre 5.878.626.503-TL isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 3.000.000.000-TL’nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında özetle; “Davacının kooperatif anasözleşmesi ile bağlı olduğu, kooperatifte üyelik ile birlikte üyeliğe aday yedeklik söz konusu olduğuna göre, davacının asil ortaklığa geçişi koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun kooperatif kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi ve eğer asil ortak olması için gereken koşullar oluştuğu halde kendisine işyeri tahsis edilmemiş ise Yargıtay’ın konut veya işyeri tahsis edilmeyen ortaklara ödenecek tazminat tutarının belirlenmesine ilişkin emsal kararları gözetilerek; aksi halde, yani davacının yedek olduğu sonucuna varılır ise asli ortaklığın kazanılmamış olmasına bağlı olarak davacının ödemeleri ile onun fer’isi olan faizi dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğine” değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne 8.674,83-YTL tazminat karşılığı paranın dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğine dayalı işyeri ya da tazminat istemlerine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; 04.02.1948 tarih ve 1944-10 esas, 1948/3 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve HUMK’nın 84. maddesi hükmü uyarınca
ıslah ancak yargılama sona erinceye kadar mümkün olup, bozmadan sonra ıslaha olanak tanınması, ilke olarak kazanılmış hakkın ihlaline de yol açar. Bu itibarla, mahkemece ilk kararda 3.000.000.000-TL olan talep uyarınca davanın kabulüne karar verildiği halde, bozma ilamından sonra ıslah edildiği gerekçesiyle davanın 8.674,83-YTL üzerinden kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi, mahkemenin ilk kararında açıkça davacının 5.878.626.503-TL isteyebileceği belirtilmiş ve bu karar davacı tarafça temyiz edilmemiş olduğu halde; bozma kararından sonra alınan rapora göre alacağın 8.674,83-YTL olduğu gerekçesiyle bu meblağ üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi de doğru değildir. Kabul şekline göre de; hükmüne uyulan bozma ilamında davacının asil üye olup olmadığının araştırılması, asil üye değilse ödediği miktarın faiziyle iadesine karar verilmesi gerektiği, asil üye ise bu durumda yaptığı ödemeler ile orantılı olarak tazminatın hesaplanması yoluna gidilmesi gerektiği belirtildiği halde mahkemece belirtilen biçimde araştırma değerlendirme yapılmaksızın ödemeler ile orantılı olarak tazminat hesaplaması yapılmış ve bunaa göre hüküm kurulmuştur. Davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 2.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.