Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/4009 E. 2008/4935 K. 07.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4009
KARAR NO : 2008/4935
KARAR TARİHİ : 07.07.2008

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Nafaka borcunu ödememek eyleminden borçlu …’nın, 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair, Avanos İcra Mahkemesinin 28/07/2005 tarihli ve 2005/8-38 sayılı kararına yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, sanığın 1 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin, Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 29/09/2006 tarihli ve 2006/673 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
1- 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 344. maddesindeki yaptırım, tazyik hapsi olarak belirlenmiş ise de, aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanun’la değişik 7. maddesi 1. fıkrasında “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında, karar tarihi itibarıyla sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20/2-d maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, suç tarihi olan 06/02/2004 tarihi ile Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesi’nce kararın verildiği tarih olan 29/09/2006 tarihleri arasında zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gözetilmeksizin,
2- 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanun’la değişik 7. maddesi 1. fıkrasında “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi nazara alındığında, 5252 sayılı Kanun’un 7. maddesi 1. fıkrasındaki hükmün sanık lehine olduğu cihetle, üzerine atılı eylemden dolayı sanık hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın,
3- Tazyik hapis cezalarına ilişkin kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında bir hüküm niteliği taşımadığı, tazyik hapsinin 5271 sayılı Kanunu’nun 2. maddesinde tanımlanan disiplin hapsi kavramı içinde kaldığı ve kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verildiğinin belirtildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği taktirde de serbest kalacağının düzenlenmiş olması karşısında, belirli bir süreye kadar tazyik hapsine karar verilmesinin 5271 sayılı Kanun’un 232/6. maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği cihetle, Avanos İcra Ceza
Mahkemesince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair verilen kararın 1 ay tazyik hapsi olarak değiştirilemeyeceği nazara alınmaksızın,
İtirazın reddi yerine yazılı şekilde nafaka borcunu ödememek yerine taahhüdü ihlal suçundan dolayı cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmemekle, anılan kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 11/03/2008 gün ve 2008/14684 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 04.04.2008 gün ve K.Y.B.2008/70039 sayılı tebliğnamesiyle talep edilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre,
Nafaka borcunu ödememe eyleminde suç tarihi; şikayet tarihinden geriye doğru bir aylık nafaka alacağının muaccel hale geldiği tarih olarak belirlenmesi gerekmekte olup, somut olayda 14.03.2005 tarihinde şikayette bulunulduğuna göre suç tarihinin 14.02.2005 olduğunun kabulü gerekir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20/2-d maddesine göre yirmi bin Türk Lirasına kadar idari para cezasını gerektiren kabahatlerde iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Suç tarihi 14.02.2005 olup, itiraz da Ağır Ceza Mahkemesince 29.09.2006 tarihinde incelenmiş olması karşısında eylemin zamanaşımına uğradığını kabul etmek mümkün görülmemiştir.
Tebliğnamenin ikinci bendinde talep edilen kanun yararına bozma talebinin incelenmesi sonucunda;
Dosya kapsamına göre, Nafaka borcunu ödememe eylemi 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344.maddesinde on günden üç aya kadar hafif hapis cezası ile yaptırım altına alınmış iken, 1 Haziran 2005 tarihinde mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2004 sayılı İİK’nunda Değişiklik Yapılmasına Dair 5358 Sayılı Kanun’la İİK’nun 344.maddesindeki eylemin müeyyidesi olarak 3 aya kadar tazyik hapsi öngörülmüştür. Diğer taraftan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanun’un 3.maddesi ile değişik 7.maddesinin 1.fıkrası ile “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür…..”, hükmü ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.maddesi göz önünde tutulduğunda 5349 sayılı Yasa ile değişik 5252 sayılı Kanun’un 7.maddesi sanığın lehine olduğundan aynı maddenin 1.fıkra 1.cümlesi ve 5326 sayılı Kabahatler Yasası’nın 24.maddesine göre müeyyidenin suç tarihi göz önüne alınarak İcra Mahkemesince İdari Para cezası olarak belirlenmesi gerekir.
Borçlu hakkında suç tarihindeki mevzuata göre eylemin yaptırımı olarak on günden üç aya kadar hafif hapis cezası öngörüldüğünden, ne kadar süreli hafif hapis cezası üzerinden idari para cezasına çevrilmesi gerektiğinin mahkemesince takdir edilmesinin yerinde olacağı düşünülmüştür.
Bu durum karşısında tebliğnamenin 3 nolu bendinde talep edilen kanun yararına bozma isteminin tartışılmasında hukuki yarar görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname kısmen yerinde görüldüğünden …. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2006 tarih ve 2006/673 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalli Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Basavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.