Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/5291 E. 2008/6157 K. 14.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5291
KARAR NO : 2008/6157
KARAR TARİHİ : 14.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden … Yapı Kooperatif vekili Avukat … ile aleyhine temyiz istenilen … vekili Avukat … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar vekili, asıl ve birleşen davalarda, davalı kooperatif ile dava dışı yüklenici ve davacılar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve sonrasında düzenlenen protokol gereğince, dört konut için davacı üyelerin aidat ödeme yükümlülüğünün kooperatife ait olacağının kararlaştırıldığını, ancak davalı kooperatifçe bu konuda muaraza çıkartılarak davacılardan aidat talebinde bulunulduğunu ileri sürerek, davacıların davalı kooperatife borçlu olmadıklarının ve aidat ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, protokol ile yüklenici tarafından arsa sahibine dört üyeliğin teminatı olarak verilen 6 milyar liralık ipoteğin arsa sahibi tarafından icra yoluyla tahsil edildiğini, bu nedenle davacıların aidat yükümlülüğünün bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemenin asıl ve birleşen davaların kabulüne ilişkin kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında özetle; “Mahkemece davalı kooperatifin savunmaları üzerinde durulup, üyelik devirleri, ipotek senetleri ve tahsil edilen miktarları irdelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak sadece protokol hükümleri gereğince davacılara verilen kooperatif üyelikleri aidatlarının yüklenici tarafından ödenmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği” belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacıların kooperatife aidat ödeme sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava; davacıların, davalı kooperatife toplam 4 üyelik nedeniyle 6 milyar lira aidat borçları bulunmadığı ve ayrıca kooperatife aidat ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davaların kabulüne karar verilmiş ise de; ilke olarak, ortaklık hak ve sıfatına bağlı olarak açılan davalarda, yargılama sırasında bu sıfat sona erecek olursa, bu durumda mahkemenin davanın sıfat yokluğundan reddine karar vermekle yetinmesi gerekir. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu sübjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir
./..

2008/5291-6157 S/2

husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı sıfatı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gereklidir. (Bkz. Prof. Dr. B.Kuru, HMU, I.c, İstanbul, 1991, s.756.vd.) Somut olayda, davacılara ait toplam dört üyeliğin ikisinin Yargıtay bozma ilamından önce ve kalan ikisinin de bozma ilamından sonra başka kişilere devredildiği, hatta bu kişilerin bir kısım aidat borçlarını ödediği savunulmuştur. Bu durumda, mahkemece, davalı tarafın, bu savunması üzerinde durularak, üyeliklerin devredildiğinin doğru olması halinde davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verilmesi, aksi halde esasa girilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar vermek doğru olmamıştır. Kabule göre de; mahkemece, bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Çünkü bu davada esas itibarıyla çözümlenmesi gereken husus, davaya konu ipoteğin yalnızca 4 dairenin aidat ödenmeksizin verilmesi için mi ya da bununla birlikte başka bir borç için mi teminat gösterilip gösterilmediğidir. Bunun açıklığa kavuşturulması için de; tarafların iradelerinin açıklığa kavuşturulması, protokol ve ipotek ile neyi amaçladıklarının anlaşılması gerekir. Mahkemece, bu hususta, ipotek için yapılan takip sonucunda paranın davadan sonra ödenmiş olması ve bu üyelikler için davacılar tarafından bankaya ödeme yapılmamış olması yeterli görülmüş ise de takip davadan öncedir. Bu nedenle, paranın davadan sonra ödenmesi, bu ipoteğin başka amaçlar için de konulmuş olduğu sonucunu doğurmaz. Çünkü takip davadan önce başlatılmıştır. Ayrıca, bozma ilamında da belirtildiği üzere, davaya konu üyelikler adına yapıldığı belirtilen ve belgeleri sunulan ödemeler ile üyelik devirlerine ilişkin yapılan işlemler de incelenmemiştir. Bu nedenlerle, açıklanan hususlar araştırılmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 550.00 YTL. vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davalı kooperatife verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 14.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.