YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/610
KARAR NO : 2008/847
KARAR TARİHİ : 19.02.2008
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a, 337/a, 44. maddelerine aykırılık suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.08.2007 tarihli ve 2007/13919 soruşturma, 2007/8759 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne dair, mercii Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 03.10.2007 tarihli ve 2007/1194 değişik iş sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.
Sanığa isnat olunan suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1.fıkrasında”…bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması halinde, alacaklının şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır” hükmünün yer aldığı, yine anılan Kanun’un 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasında yer alan” Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesince bakılır” hükümleri karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesine verilecek dilekçe ile yagılamaya başlanacağı gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 20.11.2007 gün ve 58952 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 24.12.2007 gün ve 2007/261575 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, şüpheliye isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 333/a.maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastıyla ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde, bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması hâlinde, alacaklının şikâyeti üzerine cezalandırılacağının düzenlenmiş olması, yine anılan kanunun 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, şüpheliye yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu gözönüne alındığında, itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 03.10.2007 tarihli ve 2007/1194 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.2.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.