YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1103
KARAR NO : 2010/523
KARAR TARİHİ : 02.02.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyiz istemine konu 102 ada 7 parsel sayılı 108.207, 15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve ifraz nedeniyle davacı … …, 102 ada 6 parsel sayılı 48.786,3 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenle davalı …, 102 ada 5 parsel sayılı 68.049,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı … … ve 103 ada 1 parsel sayılı 148.967,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydı nedeniyle davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacı … …, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak payına isabet etmesi gereken taşınmazın bir bölümünün dava konusu komşu parseller içinde kaldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul ve kısmen reddine, dava konusu “102 ada 7 parsel numaralı taşınmazın kadastro tutanaklarının iptali ile fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerinin bu taşınmaza eklenmesine ve yeni hali olan 117.225,96 m2 Olarak davacı” adına tesciline, dava konusu “102 ada 6 parsel numaralı taşınmazın kadastro tutanaklarının iptali ile, fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın bu taşınmazdan ifraz edilerek yeni hali olan 40.812,50 m2 olarak davalı” … adına tesciline, “yapılan yargılama giderlerinin davanın kabulü ve reddi oranında davacı ve davalı … üzerinde bırakılmasına” karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı tarafın tutunduğu ve 4753 sayılı Yasa’ya göre oluşup Hazinenin temliki ile tedavülen gelen tapu kaydının haritasının bulunduğu tespit edilip kapsamı haritasına göre belirlenmiştir. Hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının çekişmeli 102 ada 6 ve 7 parseller ile dava dışı (A) harfi ile gösterilen bölümünü kapsadığı açıklanmıştır. Buna göre tapu kaydının kapsamında kalan taşınmazların yüzölçümü toplamı 158.028,46 metrekaredir. Dava konusu 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki davalı …’ın tapu kaydındaki payı 1/4, 102 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olan davacının payı ise 3/4’dür. Mahkemece, taraflar arasındaki müşterek sınır, tapu kaydındaki paylar esas alınmak suretiyle belirlenmiş ve bu yönteme yönelik olarak davalı tarafça temyiz yoluna başvurulmamış bulunduğuna göre, mahkemenin esas aldığı yöntemin davalı tarafça da uygun bulunduğunun kabulü gerekir. Ne var ki, mahkemece hatalı değerlendirme ile tapu kaydının eylemli durumdaki yüzölçümü olan 158.028,46 m2 esas alınmak yerine, tapu kaydında yazılı 163.250 m2 yüzölçümü esas alınmak suretiyle çekişmeli taşınmazlar arasındaki sınır belirlenmiştir. Aynı yöntemle davacının payına düşen taşınmaz miktarının ise 122.437,5 m2 olması gerekmektedir. Bu husus da mahkemenin paya isabet eden taşınmaz miktarına ilişkin kabulünün hatalı olduğunu göstermektedir. Hal böyle olunca mahkemece, tapu kaydının fiili yüzölçümü olan 158.028,46 metrekarenin 1/4’üne tekabül eden 39.507,115 m2 miktarındaki taşınmaz bölümünün 102 ada 6 parsel numarası ile davalı … adına, 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan ve 102 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ile müşterek sınırdan bağlantı kesilmeden paralel bir hat halinde belirlenecek 9.279,195 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek 102 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmesine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davaya konu olan 103 ada 1 ve 102 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tescil hükmü kurulmaması buna karşılık, davaya konu olmayan ve haritasında yol olarak gösterilmiş bulunan (A) harfi ile işaretli bölüm hakkında hüküm tesis edilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır. Kabule göre de, hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinde yargılama giderlerinin miktarının ve hangi oranda hangi tarafa yüklendiğinin açıklanmaması da doğru bulunmamaktadır. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.