YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1885
KARAR NO : 2009/2990
KARAR TARİHİ : 27.04.2009
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Ödeme şartını ihlal eyleminde borçlular …, … ve …’ın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340.maddesi gereğince ayrı ayrı 3 aya kadar hapsen tazyiklerine dair İzmir 1.İcra Mahkemesinin 16.06.2008 tarihli ve 2008/1489-692 sayılı kararına karşı sanıklardan … vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin İzmir 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2008 tarihli ve 2008/889 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 30.01.2009 gün ve 4589 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 13.02.2009 gün ve 2009/32190 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğnamede, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın faiz, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerini de kapsar şekilde rakamsal olarak belirlenmesi gerektiği, bu hususun Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2001 tarihli ve 2001/8-19-26 sayılı kararı ile de kabul edilmiş bulunduğu cihetle sanıkların ödeme taahhüdünü içeren 12.02.2008 ve 13.02.2008 tarihli tutanaklarda ödenecek toplam borç miktarının bütün fer’ileri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmemiş olması karşısında taahhütlerin hukuken geçerli olmadığı gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, borçlular hakkında İzmir 18.İcra Müdürlüğünün 2008/259 esas sayılı dosyasında yapılan takip sırasında 12.02.2008 ve 13.02.2008 tarihlerinde İcra memuru huzurunda alacaklı vekilinin kabulüyle düzenlenen taahhüt tutanaklarında, toplam borç miktarının bütün ferileriyle birlikte hesaplanıp gösterilmediği, borçlu sanıkların “dosya borcunun hesabını dosyada gördük, iş bu dosya borcunun tamamını 14.02.2008 günü ödemeyi kabul ve taahhüt ediyoruz,” şeklinde taahhütte bulundukları anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.2.2001 tarih, 2001/8-19 esas ve 2001/26 sayılı kararında da belirtildiği üzere, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiç bir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.
Dosya içerisindeki taahhütnamenin incelenmesinden de görüleceği üzere borçlu sanıkların hangi miktar üzerinden taahhütte bulunduğu belirli olmadığından borç ve taahhüt miktarının açık olarak saptandığından söz edilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca
itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle İzmir 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2008 tarih ve 2008/889 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/ 4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Taahhüdü ihlal eyleminden dolayı borçlu sanıklar …, … ve …’ın tazyik hapsi ile cezalandırılmalarına yer olmadığına, haklarındaki mahkumiyet hükmünün çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 27.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.