YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8849
KARAR NO : 2010/841
KARAR TARİHİ : 09.02.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 121 ada 25 ve 146 ada 1 parsel sayılı 2975,08 ve 15587,31 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, vergi kaydı, tapu kaydı, satış ve bağışlama nedenleri ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacılar …, …, … ve …, 121 ada 25 parsel sayılı taşınmazın muris …..’in ölümünden sonra yapılan taksimde 1/3’er payının kendilerine isabet ettiği iddiasına dayanarak bu parselin 1/3’er pay halinde davalı ve kendi adlarına tescili istemi ile, davacılar … ve müşterekleri 146 ada 1 parsel sayılı taşınmazın muris …..’e ait olduğu ve taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak miras payları oranında ….. mirasçıları adına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece, dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile ….. mirasçıları adlarına miras payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre 121 ada 25 parsel yönünden yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA,
2- Mahkemece, çekişmeli 146 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı …’in birleşen dava dosyasında mahkeme huzurunda verdiği ifadeleri kabul beyanı olarak değerlendirmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. HUMK.nun 93.maddesi “feragat ve kabul beyanı dilekçe veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır” hükmünü içermektedir. Buna göre davayı kabul; mahkemeye hitaben mahkeme içi yapılabildiği gibi davanın görüldüğü mahkeme dışında da yapılabilir. Mahkeme içi kabul de sözlü veya yazılı olabilir. Davalı duruşmada sözlü olarak davayı kabul edebilir. Bu halde davalının kabul beyanı duruşma tutanağına yazılır ve davalıya bu beyanı okunarak imza ettirilir. Bu şekil şartlarına uygun olmayan kabul beyanı geçersizdir. Davalı birleşen dava dosyasında 16.03.2007 tarihli oturumdaki beyanında “dava konusu parsellerde davacıların da hakkı vardır, benim de hakkım vardır, keşif yapılarak herkes hakkını alsın”, 29.02.2008 tarihli oturumda ise “biz 6 kardeşiz hepimize tapu çıksın” şeklinde beyanda bulunmuş olup, mahkemece bu beyanların davayı kabule yönelik olup olmadığı açıklattırılmadığı gibi beyanlar kabul beyanı olarak kabul edilmesine rağmen davalıya kabule ilişkin beyanı okunarak imza ettirilmemiştir. Hal böyle olunca geçerli bir kabul beyanının varlığından söz edilemeyecektir. Bu durumda mahkemece her iki tarafın iddia ve savunması açıklattırılmalı, taşınmazın kayden …..’den davalı …’e satış yolu ile intikal ettiği ve halen davalı adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından davacı tarafın muvazaa iddiasının bulunup bulunmadığı sorulmalı, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraflarca bildirilecek taraf tanıkları huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tarafların iddia ve savunmaları yönünde maddi olaylara dayalı olarak ayrıntılı beyanları alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 09.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.