Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/9123 E. 2010/1631 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9123
KARAR NO : 2010/1631
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 215 ada 32 ve 236 ada 100 parsel sayılı 2.039,35 ve 18.457,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, sit alanı sınırları içerisinde kalmaları nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiş, 32 sayılı parselin …, 100 sayılı parselin ise … zilyetliğinde olduğu ve her iki taşınmazın Kocatepe tarihi sit alanı içinde kaldıkları tutanakların beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli 236 ada 100 sayılı parsel ile 215 ada 32 sayılı parselin fen bilirkişisi raporunda yeşil renkle gösterilen bölümünün davacı … adına, 215 ada 32 sayılı parselin geriye kalan bölümünün tespit gibi tesciline, taşınmazların beyanlar hanesine “Kocatepe tarihi sit alanı içinde kalmaktadır” sözcüklerinin eklenmesine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, mahkemece davacı taraf vekili lehine hükmolunan avukatlık parası 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 31. maddesindeki ilkeler gözönüne alınarak belirlenmediği gibi, 215 ada 32 sayılı parsele ilişkin dava kısmen kabul edildiği halde reddedilen kısım yönünden davalı Hazine yararına avukatlık parasına hükmedilmemiş olması da isabetsizdir. Kadastro mahkemelerinde hükmolunacak vekalet ücreti 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 31. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu, kadastro davalarının özelliği, vekilin bütün celselerde hazır bulunma ve davayı baştan sona takip etme zorunluluğunun bulunmaması, bir çok halde delillerin mahkeme tarafından toplanıp değerlendirme mecburiyetinin olması nedeniyle vekalet ücretinin tayin ve takdirinde, ücret tarifelerinde açıklanan nispi vekalet ücreti yerine hakimin takdirine göre hesaplanması ilkesine yer vermiş olup, madde metnine göre avukat veya dava vekili ile takip olunan davalarda vekalet ücreti davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyi niyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları göz önünde tutularak maktuen tayin ve takdir olunur. Ancak, takdir edilecek vekalet ücretinin miktarı, keşif yapılmışsa keşifte belirlenen değere göre avukatlık ücreti tarifesinin tayin ettiği nispi ücret sınırları üstünde olamaz. Keşif yapılmayan durumlarda davanın önemi ile aynı kanunun 36/2. maddesi uyarınca ilgili parsele ait son beyan dönemi emlak vergisi değeri göz önünde bulundurulmalıdır. Hal böyle olunca; davada haklı çıkan taraflar yararına Kadastro Kanunu’nun 31 ve 36/2. maddelerinde belirtilen hükümler göz önünde bulundurularak, ayrıca 215 ada 32 sayılı parsel hakkındaki davanın kısmen kabul edildiği ve davalı Hazine aleyhine aynı türde birden fazla dava açıldığı gibi hususlar da göz önüne alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.