YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9162
KARAR NO : 2010/936
KARAR TARİHİ : 12.02.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 125 ada 43 parsel sayılı 2283,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın davacı … adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi olduğu ve davacının dayandığı Mart 306 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydının taşınmaza kısmen uyduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacının dayandığı … oğulları ….. …, … …, … ve … adlarına kayıtlı bulunan Mart 306 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı keşifte uygulanmış ise de tam olarak taşınmaza uyup uymadığı, tapu kaydının taşınmaza ait bulunmaması halinde nereye ait olduğu belirlenmemiş, tapu kaydında ismi geçen şahıslar ile davacı arasındaki irs ilişkisi, taşınmazın kimden ne şekilde intikal ettiği ve zilyetliğin sürdürülüş biçimi yöntemince araştırılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacının dayandığı tapu kaydının ihdasından itibaren tüm tedavülleri, iktisap sebebi ile birlikte varsa haritası ve dayanağını oluşturan tüm belgeler ile kadastro tespiti sırasında revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, komşu parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, varsa tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle dayanak kayıtları ve belgeler ile bu taşınmazların tespitleri kesinleşmişse kadastro sonrası oluşan tapu kayıtları dosya içine getirtilerek dosya ikmal edilmeli, kayıt malikleri ile akit ya da irs ilişkisi bulunup, bulunmadığı davacıdan sorulup, saptanmalı, davacının kayıt malikleri ile ilişkisi saptandığı taktirde mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve uzman bilirkişiler huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacı …’nın dayandığı tapu kaydı ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için tanık dinletme imkanı sağlanmalı, uygulamada komşu parsellerin tespit tutanaklarından yararlanılmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, tapu kaydının taşınmaza ait olup olmadığı kesin olarak tespit edilmeli, tapu kaydı taşınmaza ait değilse nereye ait olduğu belirlenmeli, tapu kaydının taşınmazı kısmen ya da tamamen kapsadığının belirlenmesi halinde Hazine yararına 3402 sayılı Kanun’un 13/B-c maddesi hükmünün uygulanamayacağı gözönünde bulundurulmalı, tapu kaydının taşınmazı kapsamadığının ya da miktar fazlası bulunduğunun belirlenmesi halinde ise, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıklardan taşınmazın kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin usulen giderilmesine çalışılmalı; tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmelidir. 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazın eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve kullanım durumunu komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde açıklayacak nitelikte ayrıntılı rapor alınmalı, davacı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde belirtilen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.