Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/9269 E. 2010/853 K. 09.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9269
KARAR NO : 2010/853
KARAR TARİHİ : 09.02.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 126 ada 41 parsel sayılı 3598,68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve bağış nedenleri ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde, çekişmeli taşınmaz ile kendine ait olan 126 ada 40 parsel arasındaki sınırın kuzeyden güneye düz bir hat şeklinde olması gerekirken güneye doğru indiğinde sınırın güneybatıya doğru yönlendirilmesi nedeni ile kendi taşınmazının eksik ölçüldüğü iddiasına dayanarak bu bölümün tespitinin iptali ve kendi taşınmazına ilave edilmek sureti ile adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın Kadastro Kanunun 41. maddesi kapsamında kaldığı ve Kadastro Müdürlüğünce işlem yapılması gerektiği belirtilmek sureti ile davanın yargı yeri nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının talebinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi kapsamında kalan düzeltme işlemine yönelik olduğu kabul edilmek sureti ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de; verilen karar dosya kapsamına uygun değildir. Davacı dilekçesinde kendisine ait 126 ada 40 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu 126 ada 41 parsel sayılı taşınmaz arasında bulunan sınırın kuzeyden güneye düz bir hat şeklinde inmesi gerektiğini ancak tespit sırasında sınırın güneye doğru inerken güneybatıya yönlendirilerek ölçülmesi sonucu kendi taşınmazının bir bölümünün davalıya ait taşınmaz içinde bırakıldığını ve bu şekilde eksik ölçüldüğünü iddia etmiştir. Davacı bu nedenle dava konusu 126 ada 41 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kısmen iptalini ve kendi adına tescilini istemiştir. Bu şekildeki bir davanın 3402 sayılı Yasa’nın 41. maddesi ile ilgisi olmadığı, davanın mülkiyet ve ortak sınır ihtilafına yönelik olduğu düşünülmeden Kadastro Müdürlüğünce işlem yapılması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi davanın niteliği kadastro tespitine itiraz mahiyetinde olduğundan davayı inceleme görevi Kadastro Mahkemesine aittir. Hal böyle olunca mahkemece taraflardan iddia ve savunmaları sorulmalı, taraflarca bildirilecek deliller toplandıktan sonra taşınmaz başında keşif ve uygulama yapılmak suretiyle toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 09.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.