Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/9625 E. 2010/2651 K. 02.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9625
KARAR NO : 2010/2651
KARAR TARİHİ : 02.04.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 3 parsel sayılı 27868,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … ve müşterekleri adına, 103 ada 4 ve 105 ada 1 parsel sayılı 9196,27 ve 105,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise tapu kaydı nedeni ile davacılar … ve … adlarına eşit paylarla tespit edilmiştir. Davacılar … ve …, tapu kaydına dayanarak 103 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 3099,66 metrekare yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile kendi adlarına tescil edilen 103 ada 4 ve 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara eklenmesi istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar … ve …vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıların dayandıkları ve satış suretiyle davacılara geçen 23.05.1990 tarih ve 8 sıra numaralı tapu kaydının, hudutlarında üç taraf yol ve dere olarak gösterilmesi nedeni ile uygulanamadığı, komşu parsellerin tapu kayıtlarının da tapu kaydındaki bu sınırları okumadığı, davacılara ait taşınmazların kadastro sonrası iki bölüme ayrılıp 103 ada 4 ve 105 ada 1 sayılı parsel olarak tespit gördüğü, 197,82 m2 ve 817,91 m2 yüzölçümlü bölümlerin 2/B alanı olarak belirlenip davacı tapusundan çıkartıldığı, fen bilirkişi raporunda taralı olarak gösterilen çekişmeli bölümün, satış sözleşmesine konu edilen eski tapu kaydı sınırları içerisinde kaldığının davacılar tarafından ispat edilemediği ve davacıların davalıların murisi …’dan satın aldıkları taşınmazın kadastro sonucu 2/B kapsamında kalan yer olarak tespit dışı bırakılan bölüm dışında kalan ve adlarına tescil edilen 103 ada 4 ve 105 ada 1 sayılı parseller olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece tapu kaydı tam olarak uygulanıp kapsamı belirlenmediği gibi çekişmeli yerdeki zilyetlik durumu da tam olarak belirlenmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için; davacı tarafın dayandığı tapu kaydının tüm oluşum belgeleri ve varsa haritası ilgili daireler nezdinde araştırılıp, dosyaya getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılarak; keşif sırasında davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ve dayanağı olan tüm belgeler oluşumundan itibaren tüm tedavülleriyle okunup, kayıtlarda yazılı hudutlar, özellikle tapunun ilk tesis tarihinde mevcut olan yollar ve dere yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, tapu kaydı kapsamının tayininde orman tahdidi uygulamasına ilişkin belgelerden de yararlanılmalı, keşfe götürülecek teknik bilirkişiye, uygulanan kaydın kapsamını belirtip, keşfi takibe imkan verecek biçimde kroki düzenlettirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.