YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9654
KARAR NO : 2010/2783
KARAR TARİHİ : 08.04.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 104 ada 30 parsel sayılı 10242,66 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, 104 ada 32 parsel sayılı 99070 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise zilyedi yönünden Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yazılı miktar sınırının dolduğu gerekçesi ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve madencilik amacı ile taşınmazların tasarrufunda olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne 104 ada 30 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına, 104 ada 32 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre çekişmeli davacı vekilinin 104 ada 32 sayılı parsel hakkındaki hükme yönelik sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, hüküm fıkrasının A/1 bendinde 104 ada 32 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş, A/2 bendinde ise 104 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, yine hükümde C/1 bendinde 104 ada 9 ve 30 parseller hakkında davanın kabulüne denmek sureti ile çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozma nedeni ise de; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın hüküm fıkrasının A/2. bendinin 1. satırındaki “104 ada 9” ibaresinin “104 ada 32” olarak düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA,
2- Mahkemece, 104 ada 30 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafın dayanağını oluşturan 05.08.1998 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, dıştan komşu taşınmazların tümünün tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden, soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita da, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun biçimde gösterilmemiş olması nedeniyle keşfi izlemeye, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermemektedir. Doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dayanılan tapu ve bu tapu kaydının kapsamında kaldığı belirtilen taşınmazlar ile bu taşınmazları dıştan çevreleyen komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanak kayıtları, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve harita mühendisi teknik bilirkişi huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritasının olmaması ya da uygulanma yeteneğinin bulunmaması halinde tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, tapu kaydının kapsamı, kayıtta belirtilen sınır yerleri esas alınarak bu sınır yerlerinin kesiştiği açı içerisinde yüzölçümleriyle belli bir geometrik şekil oluşturacak biçimde belirlenmeli, kaydın sınırları zeminde yüzölçümü oluşturacak şekilde geometrik şekil oluşturmadığı takdirde tapuya itibar edilemeyeceği göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13, 20, ve 14. maddelerinde sözü edilen kısıtlamalar da dikkate alınmak sureti ile sonucuna göre karar verilmelidir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.