Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1570 E. 2010/7652 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1570
KARAR NO : 2010/7652
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 234 ada 1 parsel sayılı 17,89 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü … adına, 235 ada 3 parsel sayılı 399,53 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı nedenle eşit paylarla davalı … ve ölü … adına tespit edilmişlerdir. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydı ve irsen intikal iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında 234 ada 1 sayılı parsel hakkındaki davasından feragat ettiğini, mahkemeye sunduğu ıslah dilekçesi ile dava konusu ettiği parsellerin aslında 233 ada 11 ve 235 ada 6 ve 14 sayılı parseller olduğunu ve davasını bu parsellere yönelik olarak ıslah ettiğini belirtmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 234 ada 1 sayılı parsel hakkında açılan davanın feragat nedeni ile, 235 ada 3 sayılı parsel hakkında açılan davanın ise ispat edilememesi nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tesçillerine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının ıslah talebi reddedildikten sonra 234 ada 1 ve 235 ada 3 sayılı parseller hakkında davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davacı dava dilekçesinde davaya konu parseller olarak 234 ada 1 ve 235 ada 3 sayılı parselleri göstermiş, yargılama sırasında 234 ada 1 sayılı parsel hakkındaki davadan feragat ettiğini belirtmiştir. 235 ada 3 sayılı parsel hakkında yargılama devam ederken davacı mahkemeye 16.09.2009 havale tarihli dilekçesinde “dava konusu ettiği taşınmazların ada ve parsel numaralarını dava dilekçesinde yanlış yazdığını, bu durumu keşif sırasında fark ettiğini, dava konusu ettiği taşınmazların … adına tespit edilen 233 ada 11, 235 ada 6 ve bu parselden yol ile ayrılan ve … adına tespit edilen 14 parsel olduğunu davasını bu şekilde ıslah ettiğini” belirtmiştir. Mahkemece davacının ıslah dilekçesinde bildirdiği 233 ada 11 ve 235 ada 6 ile 14 parselin ada numarasının 235 olduğu kabul edilerek bu parsele ilişkin tutanak örnekleri getirtilmiş, 233 ada 11 ve 235 ada 6 sayılı parsellerin … , 235 ada 14 sayılı parselin tespit malikinin ise davalılar dışında 3. şahıs olduğu anlaşılmış ve tahkikat tamamlandığı ve ıslah ile taraf değiştirilemeyeceği gerekçesi ile davacının ıslah talebi reddedilerek dava dilekçesinde bildirilen parseller hakkında hüküm kurulmuştur. Davacının temyizine konu olan husus ise ıslah talebinin reddedilmesi ve ıslaha konu olan parsellerdir. Davacı davasını 233 ada 11 ve 14, 235 ada 6 parselleri göstermek sureti ile devam eden yargılamadaki aynı hasma karşı davasını ıslah etmiştir. H.U.M.K.’nun 83. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah kurumu, mahkemeye yönetilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile taraflara dilekçelerinde belirttikleri vakıaları dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmeleri imkanını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. HUMK’nun 84. maddesine göre “lslah, tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinceye kadar ve tabi olmayanlarda muhakemenin hitamına kadar yapılabilir”. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu, kadastro mahkemelerinde uygulanacak yargılama usulü hakkında bazı özel usul hükümleri kabul etmiş, bu özellikler dışında basit yargılama usulünün uygulanacağını hükme bağlamıştır (K.K 29/3). Basit yargılama usulünde açıklık olmayan hallerde ise yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler kadastro mahkemelerinde de uygulanır. Kadastro davalarının tahkikata tabi olup olmadıkları yönünde Kadastro Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmaması nedeni ile ilk olarak izlenecek yol basit yargılama usulünü düzenleyen hükümlerde bu hususta bir düzenleme olup olmadığına bakmak olmadığı takdirde ise yazılı yargılama usulünü düzenleyen hükümlere gitmektir. Basit yargılama usulünü düzenleyen hükümlerde tahkikat ile ilgili bir hüküm bulunmadığına göre yazılı yargılama usulünün tahkikata ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Usul hukukunda tahkikat; mahkemenin tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları ile, bunların ispatı için gösterilen delilleri toplaması ve incelemesidir. Bu safhada, tarafların ileri sürdükleri vakıaların doğru olup olmadığı, mahkemece tahkik ve tespit olunur. Delillerin incelemesi bitince tahkikat safhası sona ermiş olur (HUMK. m. 214, 375). Bundan sonra sözlü yargılama safhasına geçilir ve sonra da hüküm verilir. (HGK 09.12.1983, 11/214-1290) Bu durumda kadastro davalarında kadastro mahkemelerinin doğru sicil oluşturmak zorunda olmaları ve usul ekonomisi de gözetilmek sureti ile muhakeme bitinceye kadar ıslah mümkündür. Islah halinde ıslah edilen dava askı ilanı süresi içinde açılan dava ile aynı hükümlere tabi olur. Ayrıca ıslah dilekçesinde 235 ada 14 olarak belirtilmiş ise de bu parselin 6 sayılı parselin bitişiğindeki yoldan sonra gelen 14 sayılı parsel olduğu, bu parselin de 233 ada 14 sayılı parsel olduğu anlaşılmaktadır. Islah dilekçesindeki maddi hatanın da her zaman düzeltilmesi mümkündür. Hal böyle olunca mahkemece ıslah edilen 233 ada 11, 14 ile 235 ada 6 sayılı parseller hakkında iddia ve savunma doğrultusunda taraflardan delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıyken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.