YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1571
KARAR NO : 2010/6872
KARAR TARİHİ : 25.11.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 308 ada 177 parsel sayılı 11,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit paylarla davalılar …, … ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmazda davalıların mülkiyet haklarının bulunmayıp sadece üzerindeki su kaynağını kullanma haklarının bulunduğu iddiasına dayanarak taşınmazın adına tesçili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre 308 ada 177 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili hüküm yönünden sair temyiz itirazlarının reddine, ancak mahkemenin dava konusu taşınmazın tarıma elverişli olmadığı, davacının kazanmayı sağlayıcı zilyetliğinin bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Davacı, dava dilekçesi ve yargılama sırasında alınan beyanlarından anlaşıldığı üzere taşınmazın mülkiyet hakkı ve taşınmaz üzerindeki suyun kullanım hakkına yönelik olarak dava açmıştır. Davalılar da, keşif sırasında mahkemeye verdikleri imzalı beyanlarında dava konusu taşınmazda ve suyun kullanımında davacının da payının bulunduğunu kabul etmişlerdir. HUMK’nun 95. maddesine göre; kabul beyanı kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğurmakta olup işin niteliğine göre kamu düzenine aykırı olmadıkça geçerli bulunmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece davalıların kabul beyanlarının kapsamları açıklığa kavuşturularak kabul beyanı çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.